Bu çalışma, Arslanca (eski adıyla Salmankas) köyünün adının kökenine ilişkin mevcut
hipotezleri incelemektedir. Köy adının etimolojisi üzerine çeşitli teoriler
bulunmaktadır ve bu teoriler, dilbilimsel ve tarihi kanıtlar kullanılarak değerlendirilmiştir.
TARİHSEL SÜREÇ
Köyün bulunduğu bölgede yapılan en eski tahrir sayımları olan 1518, 1520, 1530 ve 1592 yılına ait tahrirlerinde ''Salmankas'' adına ya da buna benzer bir ada rastlanmamaktadır.
Köyün adı ilke kez, şu ana dek ulaşılabilen en eski kaynak olan 1682 tarihli Trabzon avarızhane kaydında ve Salmankas olarak geçmektedir. Daha sonraki 19. yüzyıla ait nüfus sayımları ve Salnamelerde de aynı biçimde işlenmiştir.
1682 yazımı
| 1682 yılındaki yazım şekli. Salmankas tabi-i m. (Buradaki tabi-i m. ifadesi ''adı geçen yere bağlı'' anlamına gelmektedir. Yani Sürmene.) |
1835 yazımı
| 1835 yılına ait nüfus sayımındaki yazım şekli. |
1872 yazımı
| 1872 yılına ait nüfus sayımındaki yazım şekli. |
Dolayısı ile 1682 yılı ve sonrasındaki kayıtlarda, yukarıda da görüldüğü üzere Osmanlı harfleri ile '' صالمانقەص '' şeklinde yazılmıştır. Kullanılan harfler şöyledir: sad, lam, mim, nun, kaf, sad.
TEORİLER
1. Arapça-Farsça Köken Hipotezi
İlk görüş, "Salmankas"
kelimesinin Arapça ve Farsça dillerinden türetilmiş karma bir yapı olduğu
yönündedir. Bu yaklaşıma göre, adın anlamı “sisin yoğunlaştığı veya dumanın
toplandığı ve dağıldığı yer” olarak ifade edilmektedir. Bu iddiayı desteklemek
için bazı kelime kökleri incelenmiştir:
Evvela kelimeyi Salman ve Kaş / Kas olarak ikiye ayırarak bir birleşik kelime olma ihtimalinden yola çıkarak inceleyecek olursak:
- KAŞ (Arapça): "Açmak, gidermek,
dağıtmak."
- KA'Ş (Arapça): "Cem etmek, toplamak."
- KAŞİ' (Arapça): "Dağılmış."
- KIŞ'A (Arapça): "Bulut dağıldıktan sonra
havada kalan parça."
- KEŞİH (Arapça): "Perakende olmak, parça parça
dağılmak."
Ancak bu görüşe ilişkin bilimsel
bir kaynak veya birincil bir veri bulunamamıştır. Bu nedenle, hipotezin
kesinliği sorgulanmaya açıktır.
2. Bir Diğer Türkçe- Farsça Köken Hipotezi
a) Türkçede "Kaş": Coğrafi Terim Olarak
b) Ermeni Yer Adlarında "Kar / Kars" Bileşeni
c) Anadolu'nun Eski Katmanları: Luwi Yer Adı Sonekleri
TÜRK TOPONİMİ GELENEĞİ: KİŞİ ADI + YER EKİ YAPISI
- Hacıbektaş (Hacı Bektaş + taş/yer)
- Yusufeli (Yusuf + eli/yurdu)
- Alibeyköy (Ali Bey + köy)
- Salihli (Salih + li)
FONETIK TUTARLILIK
Türkçede "kaş" sözcüğü yalnızca "göz kaşı" anlamını taşımaz. Anadolu ağızlarında ve halk coğrafyasında yaygın biçimde "bir dağın ya da yamacın öne çıkan, sarp kenarı; dik eşik; çıkıntı" anlamını taşır.⁶ TDK Derleme Sözlüğü bu coğrafi anlamı belgelemektedir.⁷
Bu kullanım Türk yer adlarına da yansımıştır. "Kaşdağı", "Dağkaşı", "Kaşoba" biçimindeki yer adları Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde görülmektedir. Salmankas'ın konumu — Araklı-Bayburt yolu üzerinde, 2.100 metre rakımda, bir dağ geçidinde — bu anlamı coğrafi açıdan mükemmel biçimde karşılamaktadır.
Doğu Anadolu ve Kafkasya'nın Ermeni dilbilim mirasında "kar" (taş, kaya) kökünden türeyen yer adı bileşenlerine yaygın biçimde rastlanmaktadır. Kars şehrinin adının bu kökle ilişkili olduğu dilbilim literatüründe tartışılagelmektedir.⁸ Hübschmann'ın 1904 tarihli klasik çalışması, Ermenicedeki yer adı bileşenlerini sistematik biçimde ele almış ve bu köklerin coğrafi yayılımını ortaya koymuştur.⁹
Bu bağlamda "-kas" soneki, Ermenice "kar" (kaya/kale) kökünün Türk ağzında ve fonetik dönüşümle ustalaşmış bir biçimi olabilir: kar → kas geçişi, bölge Türkçesinde olağandışı değildir.
Anadolu yer adı araştırmaları, Hitit Dönemi ve sonrasına ait Luwicede "-ssa / -asa / -isa" biçiminde yerleşim belirteçlerinin yaygın olduğunu ortaya koymaktadır.¹⁰ Doğu Karadeniz, Luwi etkisinin coğrafi sınırında kalmakla birlikte, bu dil katmanının bölgede iz bırakma ihtimali dilbilimciler tarafından dışlanmamaktadır. Ancak şunu açıkça belirtmek gerekir: Bu bağlantı spekülatif bir olasılıktan öteye geçemiyor; doğrudan bir kanıt mevcut değildir.
"SALMAN + KAS" hipotezinin en sağlam dayanağı belki de tek tek bileşenlerin değil, yapının kendisinin Türk yer adlandırma geleneğine mükemmel biçimde uymasıdır.
Türk ve Osmanlı coğrafyasında kurucu ya da önemli bir kişinin adına dayalı yer adlandırması en yaygın toponymik örüntülerden biridir.¹¹ Bu yapının örnekleri sayısızdır:
Aynı mantık Doğu Karadeniz bölgesinde de geçerlidir. 17. yüzyılda Of ve Sürmene'den yüksek yaylalara gerçekleşen göç dalgasında — Celali İsyanları ve Kazak akınlarının baskısıyla hızlanan bir süreç — yeni köyler çoğunlukla göç eden ailelerin ilk atalarının adını ya da o ailedeki öne çıkan bir kişinin adını taşıyan mekânlarla anılmaya başlamıştır.¹²
Bu bağlamda şu senaryo tutarlı bir bütün oluşturmaktadır: 17. yüzyılın ortasında Of ya da Sürmene'den göç eden bir topluluk, bu stratejik geçide yerleşmiş; kurucu figürün adı Salman olmuş; yerleşim önce "Salman'ın kaşı/yeri" anlamında adlandırılmış, zamanla ses kaynaşmasıyla "Salmankas" biçimini almıştır.
Hipotezin fonetik boyutu da değerlendirilmelidir. "Salman" + "kas/kaş" birleşimi Türkçe ses uyumu açısından sorunsuz bir bütün oluşturuyor. Sözcük sonu "-s" ile "-ş" arasındaki dalgalanma ise Türk ağızlarında yaygın bir fonetik varyasyon olup kökensel bilgi taşımıyor — Osmanlı arşivlerindeki tutarlı "Salmankas" yazımı asıl biçimi gösteriyor.
3. Oğuzların Peçenek Boyu ile İlişkili Köken Hipotezi
İkinci ve daha güçlü kanıtlara
dayanan hipotez, köy adının Oğuzların Peçenek boyu ile ilişkili olduğuna işaret
etmektedir. Tarihçi Mehmet Bilgin ve araştırmacı Güngör Üçüncüoğlu'nun
çalışmaları bu görüşü desteklemektedir:
- Mehmet Bilgin: Doğu Karadeniz: Tarih, Kültür,
İnsan adlı eserinde, "Salma" isminin Peçeneklere ait
olduğunu ve hem şahıs adı hem de bir köy ve dağ geçidi adı olarak
kullanıldığını belirtmektedir.[1]
- Güngör Üçüncüoğlu: Kadimden Cumhuriyete
Gümüşhane-Bayburt Halkları ve Yer Adları adlı çalışmasında,
Karadeniz'in kuzeyindeki Don Nehri kıyısında yer alan Salmakoai adlı bir
Peçenek kalesinin varlığına dikkat çekmektedir.[2]
Bu iddia, Bizans İmparatoru VII.
Konstantinos'un (905-959) De Administrando Imperio adlı eserindeki
kayıtlarla da paralellik göstermektedir. Bu eserde, Dnepr Nehri üzerindeki altı
Peçenek kalesinden biri olarak Salmakatay adı geçmektedir.[3]
Bu bağlamda, "Salma" ve
"Kas" sözcüklerinin anlamları incelenmiştir:
- SALMA: Bu dönemde "devriye gezmek" veya
"kollukçu" anlamında kullanıldığı belirtilmektedir.
- KAS (Eski Türkçe): "Rüzgar, fırtına,
tayfun" gibi anlamlara gelmektedir (Moğolca kökenli).
- KAS (Divanü Lugati't-Türk): "Kabuk, sertlik,
katılılık" anlamında geçmektedir.
- KATAY (Çağatayca): "Siper" anlamındadır.
Kaşgarlı Mahmut'a göre ise "İstırahat" anlamına gelmektedir.
Bu etimolojik veriler, köyün
coğrafi konumuyla (Trabzon-Bayburt arasında önemli bir geçit güzergahı üzerinde
yer alması) örtüşmektedir. "Salmankas" adının, bu geçit noktasındaki
güvenlik ve kontrol faaliyetlerini (devriye) ifade eden bir yapıyla veya
bölgenin sert iklim koşullarını (rüzgar, fırtına) tanımlayan bir kelimeyle
ilişkili olması muhtemeldir.
Sonuç
Etimolojik araştırmalar,
"Salmankas" köy adının kökeni hakkında farklı görüşleri ortaya koysa
da, mevcut kanıtlar ve tarihsel bağlam, ismin Oğuzların Peçenek boyu ile
ilişkili olma ihtimalini güçlendirmektedir. Arapça-Farsça ve Abhazca köken
iddiaları destekleyici kanıtlardan yoksunken, Türk lehçelerindeki
"salma" ve "kas" gibi kelime kökleri ile köyün stratejik
konumu arasındaki uyum, bu tezi daha makul kılmaktadır. Kesin bir sonuca varmak
için daha derinlemesine akademik ve arşiv araştırmalarına ihtiyaç duyulmaktadır.
: Türk Söylence Sözlüğü, Deniz Karakurt, Türkiye, 2011
⁷ Türk Dil Kurumu. Derleme Sözlüğü. Ankara: TDK Yayınları, 1963-1982. "Kaş" ve türevleri.
⁸ Toumanoff, Cyril. Studies in Christian Caucasian History. Washington D.C.: Georgetown University Press, 1963, s. 83-85.
⁹ Hübschmann, Heinrich. "Die altarmenischen Ortsnamen." Indogermanische Forschungen 16 (1904): 197-490.
¹⁰ Melchert, H. Craig. "Anatolian Languages." The Ancient Languages of Asia Minor. Der. Roger D. Woodard. Cambridge: Cambridge University Press, 2008, s. 1-40.
¹¹ Darkot, Besim. "Türkiye'de Yer Adları Üzerine Araştırmalar." Türk Coğrafya Dergisi 3-4 (1945): 80-95.
¹² Bostan, Mehmet Hanefi. "XVII. Yüzyıl Avârız ve Cizye Defterlerine Göre Of Kazasının Nüfusu ve Etnik Yapısı." XIV. Türk Tarih Kongresi Bildirileri. Ankara, 2005, s. 211-228.


.jpg)

Çok merak ediyorum.
YanıtlaSil