ARSLANCA - SALMANKAS: TARİH, KÜLTÜR, COĞRAFYA

Hazırlayan: Gedikoğlu


Köyün konumunu gösteren harita.

KISA BİLGİLER

Ülke:  Türkiye

İl:        Gümüşhane

İlçe:    Merkez

Coğrafi bölge: Karadeniz Bölgesi

Konum: Araklı – Bayburt yolu 

üzeri. 60. Km’de yer alır.

Yükseltisi: Köy merkezi: 2100 m.

Köyün eski adı Salmankas'tır. Köy, sınırları içinde bulunan Salmankas Geçidi'yle aynı adı paylaşır.

KÖYÜN ADININ ANLAMI:

Salmankas adının etimolojisine ilişkin farklı görüşler bulunmaktadır.

Köyün adı, tarihsel olarak ilk kez 1682 yılına ait Trabzon ve Batum Eyaletine ait avarızname kaydında geçmektedir. Bu kayıtlarda Salmankas, Trabzon Sancağı'nın Sürmene kazasına bağlı bir köy olarak yer almıştır ve köyün adı da bugünkü şekliyle ''Salmankas'' olarak belirtilmiştir.

Bir görüşe göre, Salmankas kelimesi Arapça ve Farsça unsurların birleşiminden oluşmuş olup “sisin yoğunlaştığı veya dumanın toplandığı ve dağıldığı yer” anlamına gelmektedir. Bununla birlikte, adın Rumca kökenli olabileceği yönünde de iddialar vardır; ancak bu savı doğrulayan somut bir veri mevcut değildir.

Tarihçi yazar Mehmet Bilgin’e göre, Salmankas adı Oğuzların Peçenek boyuyla ilişkilidir. Bilgin, Doğu Karadeniz Tarihi adlı eserinde SALMA kelimesinin Peçenek boyuna ait bir isim olduğunu ve Karadeniz bölgesinde şahıs adı olarak da kullanıldığını belirtir. Ayrıca, bu ismin bir köy ve bir dağ geçidine de adını verdiğini ifade etmektedir.[1]

Araştırmacı yazar Güngör Üçüncüoğlu da benzer bir şekilde, Salmankas isminin Türkçe kökenli olduğunu ve Oğuzların Peçenek boyuyla bağlantılı bulunduğunu savunmaktadır. Üçüncüoğlu’na göre Karadeniz’in kuzeyinde, Don Nehri kıyısında yer alan Salmakoai adlı bir Peçenek kalesi bu bağlantıyı destekleyen tarihsel bir kanıt niteliği taşımaktadır.[3]

TARİH

KÖYÜN BULUNDUĞU BÖLGEYE TARİHSEL VE GENEL BİR BAKIŞ

Köyün bulunduğu bölge, Milattan önceki dönemlerden bugüne Sürmene ve Araklı limanları ile Bayburt arasında önemli bir geçiş ve güzergah noktası olarak bilinmektedir. Yapılan coğrafi ve tarihi çalışmalar, On Binlerin dönüşü ve Fatih Sultan Mehmet'in Trabzon'u fethi gibi önemli olaylarda bir geçit güzergahı olduğunu göstermektedir. [42]

OSMANLI DÖNEMİNDEKİ İLK KAYITLAR

Tarihi belgelere ve verilere bakıldığında, köyün bulunduğu bölge ile ilgili ulaşılabilen en eski kayıtlarda Salmankas adına rastlanamamaktadır.

Köyün bulunduğu bölgede zaman içerisinde idari bağlılık açısından birtakım değişiklikler yaşanmıştır. Bu nedenle tarihsel inceleme yaparken en doğru bilgi ve çıkarıma ulaşmak amacıyla köyün coğrafi yakınlığına dayalı olarak kayıtlar incelenmiştir.

1518 YILI TAHRİRLERİ

Yavuz Sultan Selim'in 1514 tarihinde yaptığı Çaldıran Seferi sonucunda Bayburt bölgesi Osmanlı hakimiyetine girmiştir. Bunun üzerine 1518 yılında Osmanlı, bölgede ilk tahrir çalışmasını yapmıştır.[7] 1518 yılına ait bu tahrirde, ''Yağmur deresi'' adında bir yerleşim birimi bulunmamaktadır. Koğans adıyla bugünkü Gümüşhane Tekke Beldesinin bulunduğu yerde bir nahiye bulunmaktaydı ve Bayburt'a bağlı idi.[55][7]

1520 TAHRİRLERİ

Bu dönemde Bayburt Sancağı, Rum Eyaleti'ne bağlı ve çok geniş bir alanı kapsamakta idi. Bu dönemde Yağmurderesi nahiyesi Bayburt Sancağı'nın Kovans Kazası'na tabi bir nahiye idi. Bu tahrirde Yağmurderesi nahiyesine bağlı 20 köy ve 6 mezra bulunmaktaydı.[55]

1530 YILI TAHRİRLERİ

1530 yılına ait  Osmanlı tahrir kayıtlarında Yağmurderesi Nahiyesi Rum vilayetinin Bayburd livasına bağlı bir kaza idi.[15] İlgili kayıtta Yağmurderesi kazasına bağlı köyler şu şekildedir: Aguş?, Arılu-yı Ulya, Ayranlı, Bankal, Bayındırlık, Bendemil, Boğalı, Çenlükale (ya da Cinlükala), Çoraközü, Ekiz, Evlan, Filis, Garas(Gavlanaz), Harkonus (Tarkonus), Hondullut?, Geçitkışlak, Gulyar, İlkanis, İranlu?, İncesu, Kaçki, Kaçki(-yi diğer), Kolumgun, Kozan, Mağara, Maharik mezrası, Mergunuş mezrası, Oluk mezrası, Pular mezrası, Saygeçit, Şabhane, Tarkonus, Uluman, Urundon, Üçtaş, Valirmi(Valiremi) mezrası, Yağmurderesi nahiyesi, Yapaz, Yılanlı, Yuvalı-yı Ulya, Yuvalu-yı Süfla.[54][15]

Yukarda zikredilen köy ve yerleşim adlarının bir kısmı günümüze dek ulaşabilmiştir. Örneğin: Ayranlı bugün Araklılıların kullandığı bir yayla olarak bulunmaktadır. Ekiz, Files ve Bendamil gibi adlar da bugün halen kullanılmaktadır.

Burada Salmankas köyünün adı açık bir biçimde geçmemektedir. Ancak ''Kaçki'' adı büyük ihtimalle ''Geçke'' ve bugünkü adıyla ''Gezge'' köyü ve onun bir mahallesi olan ''İsbatan'' olabilir. Ayrıca Uluman adı da Aymam köyü olması muhtemeldir. Ayrıca Pular  ve Maharik mezrası olarak geçen yerlerin de 1682 kayıtları bağlamında değerlendirildiğinde Boğalı köyü yakınlarında Polud dağı civarında bir yayla oldukları düşünülebilir.[47]


1568 TARİHLİ İCMAL DEFTERİ

Bu deftere göre Yağmurdere nahiyesi, Erzurum vilayetinin Bayburt kazasına bağlı bir nahiye olarak kaydedilmiştir.[55]

1592 YILI TAHRİRLERİ

1592 tarihli 46 Numaralı Tapu Tahrir Defterine göre ise Yağmurderesi’ne bağlı köyler şu şekildedir: Bayındır, Belüyaz (Belülnar), Bendegü, Boğalu, Çorak-Özü, Elgir, Erilü-i Ulya (Erenlü-i Ulya), Eyranlu, Eyüman, Geçüt-Kışlak ma'a mezra-i Oluk, Hahk-i Diğer (Hacgi-i Diğer nam-ı diğer Hacı Ocak), Hakih (Hacgi ma’a mezraai Ağıl), Helis (Filis), İl-Kanis (İl Kasi), Kozan, Mağara, Maharek (Karyei Boğalı Ma'a Macarik), Markos, Pingal, Polar (Polad), Çekülü Kal'a Namı Diğer Hankik (Kanlik), Say Geçüd (Çay Geçüd), Şeb-Hane, Uzun-Dut Namı Diğer Estegan (Urundul namı diğer İstifan), Üç Taş, Vaniruci namı diğer Alıncak Dere (Vanı Rumi namı diğer İltihak dere), Yapaz, Yerinde Kıl, Yılanlu, Yuvalı-ı Süfla, Yuvalı-ı Ulya köyleriydi.'' [2][7]

Yukardaki sıralamada iki ayrı müellifin çalışması karşılaştırmalı olarak incelenmiş ve her iki çalışmadaki yazım farklılıkları parantez içinde belirtilmiştir. Açıkça görüldüğü üzere aynı yer adı farklı müellif ve araştırmacılarca çok farklı biçimlerde okunup anlaşılabilmektedir. Buna ek olarak yer adlarının zamanla değişmesi takibi zorlaştıran bir diğer etmendir.

1642 YILI AVARIZ DEFTERLERİ

1642 yılına ait avarız defterleri kayıtlarına bakıldığında Yağmurdere'ye bağlı köylerin: İkiz (İkiz), Yuvalı-ı Ulya (Yukarı Yuvalı), Bandamil (Beşoba), Bankal (Beşoba ve Yağmurderesi arasında mevki), Balahor (Akocak), Gavras (Kayabaşı), Çorak (Çorak), Yapaz (Esenler), Keşişkendi (Yağmurdere’nin merkezi), Şebhâne (Şephâne), Aşağı Yuvalı (Aşağı Yuvalı), Zugi (Aşağı Yuvalı ve Yukarı Yuvalı arasında mevki), Bandarlak (Bandırlık), İncesu (İncesu) şeklinde olduğu görülmektedir.[7] 

Bu arşiv kaydında Salmankas köyünün bulunduğu bölge yer almamaktadır. Çünkü o dönemde Salmankas ve civarı köyler Sürmene'ye bağlıdır.

Söz konusu çalışmada müellif, 1592 ve 1642 yılına ait kayıtları karşılaştırmalı vermiştir. Ancak 1642 yılına ait Yağmurdere nahiyesi köyleri arasında bulunmayan köyler ise listenin sonuna bırakılmıştır.[7] Zira bu köyler 1682 yılındaki kayıtlarda Yağmurdere'ye değil de Trabzon Sürmene'ye bağlıdır.

Bu durumda ortaya şöyle bir sonuç çıkmaktadır, her ne kadar Salmankas adı açıkça geçmese de Aymam ve Boğalı gibi köylerin adı açıkça belirtildiği için denebilir ki Salmankas köyü de büyük bir ihtimalle bu listedeki köylerden birisidir. Ancak Salmankas kelimesi açık bir biçimde yer almadığı için bu yalnızca bir varsayımdan ibarettir.

1592 yılında Yağmurdere nahiyesinde neredeyse hiç Müslüman (Türk) nüfus bulunmamaktadır. Zira nüfusun %95'i gayrimüslimlerden oluşmaktadır.[2] Köylülerden aktarılan bilgilere göre bugünkü değirmenin olduğu bölgede bir kilise bulunmaktaymış. Bugün kilisenin duvar kalıntılarının halen belli olduğu köylülerce aktarılmıştır. Bu durum bölgenin gayrimüslim nüfusa sahip olduğu verisinin somut kanıtı niteliğindedir.

1642 yılında ise bölge Yağmurdere'ye bağlı olmadığı için Yağmurdere kayıtlarında söz konusu köyler ile ilgili bir bilgi yer almamaktadır. Bu köyler, o dönemde Sürmene'ye bağlanmıştır. Nitekim köyler, 1682 Trabzon Sürmene kayıtlarında bulunmaktadır. Dolayısıyla 1592'den sonraki 90 yıllık veri şu an elimizde bulunmamaktadır. 

Buna ek olarak, 17. yüzyıl (1600'ler) ile birlikte mufassal tahrir kayıtları düzenlenmediği için 1583 ve 1682 yılları arasında Trabzon Eyaleti hakkında kapsamlı bir veri bulunmamaktadır.[47] 

Dolayısıyla bölgede son tahrir kaydının yapıldığı 1592 yılı ile 1682 yılı arasında ciddi bir veri eksikliği bulunmaktadır. Şayet Salmankas ve civarı bölge 1642 yılında Yağmurdere'ye bağlı olsa idi bölge tarihine ilişkin önemli bir tarihi boşluk dolabilirdi. Bu nedenle şu an elde mevcut olan veriler ve çalışmalar ışığında 1592 ve Salmankas adının ilk kez geçtiği belge olan 1682 tarihli kayıt arasındaki 90 yıllık süre hakkında kesin bir şey söylemek güçtür.

Ayrıca belirtmek gerekir ki 1592 yılındaki Yağmurdere tahririnde yer almasına rağmen 1642 Yağmurdere tahririnde Yağmurdere'nin Araklı Karadere vadisinde yer alan Salmankas, Örenler, Boğalı, İsbatan, Gezge ve Alçakdere gibi köylerin olduğu bölge yer almamaktadır.[7] Bu da idari anlamda değişikliğe gidildiğini göstermektedir. Bu durumda denebilir ki 1592'den 1682'ye kadar Salmankas ve bulunduğu bölge Sürmene/Trabzon'a bağlıdır. Ancak 1592 ve 1682 yılları arasında Trabzon Eyaleti'ne ilişkin fazla kayıt olmadığı için bir veriye ulaşmak zor olmaktadır.[47]


1682 YILI KAYITLARI: SÜRMENE KAZASI'NIN BİR KÖYÜ OLARAK SALMANKAS

Yukardaki bölümlerde de izah edilmeye çalışıldığı üzere Salmankas adı, 1530, 1592 ve 1642 yılına ait Yağmurdere kayıtlarında yer almamaktadır.

Yeni yayımlanan ve bölge tarihine ışık tutan çok önemli bir çalışmada Salmankas ve civarı köylerin 17. yüzyılda Trabzon/ Sürmene'ye bağlı olduğu ortaya çıkmıştır.[47] Çalışmada hem Salmankas hem de bölge köylerin idari bağlılığı, nüfus verileri ve eski adlarına ilişkin çok önemli veriler ve tablolar yer almaktadır. İlgili eserde Salmankas köyünün adı, 1682 yılındaki kayıtlarda tıpkı bugünkü gibi ''Salmankas'' şeklinde geçmektedir. Salmankas köyü, Trabzon Eyaleti'nin, Trabzon Sancağının, Sürmene Kazasının Mahnovi Nahiyesine bağlı olarak kaydedilmiştir.[47] 

İlgili çalışmada, 1484'ten 1682 yılına kadar 1484, 1515, 1520, 1554, 1564, 1583, 1682 yıllarına ilişkin birden çok arşiv kaydı taranmış ve Salmankas adı , yalnızca 1682 yılına ait ''BOA-KK.d-2697'' numaralı Trabzon Avarızhanesi arşiv kaydında yer almıştır. Günümüzde Trabzon Çaykara, Köprübaşı ve Sürmene ilçeleri ile Bayburt Aydıntepe'ye bağlı birtakım köy, yayla ve mezranın da aynı kayıtlarda Salmankas ile birlikte Mahnovi (Çamburnu) ve Sürmene kazasına tabi oldukları görülmektedir. 
Kayıtlara bakıldığında Salmankas civarında yer alan İspatan, Geçke, Balinkes köyü (günümüzde Balengis yaylası), Salarut gibi birtakım yerleşimin de 1682 yılındaki kayıtta yer aldığı görülmektedir.[47] 
1682 Trabzon ve Goniya Livaları Avarızhanesi kaydında
Salmankas Tabi-i m. başlıklı kayıt.



1836 NÜFUS DEFTERLERİ: GEÇKE NAHİYESİNE BAĞLI SALMANKAS

1836 yılına ait Devlet Osmanlı Arşivleri kayıtları incelendiğinde, 16 Nisan 1836 tarihli nüfus defterinde Salmankas'ın Trabzon Vilayeti'nin Gümüşhane Sancağının Geçke Nahiyesi'ne bağlı olduğu görülmektedir. ilgili yıla ait  [35] Kayıtlardan da anlaşıldığı üzere o dönemde Geçke adıyla bir nahiye kurulmuştur. Geçke olarak kaydedilen yer bugün ''Gezge'' olarak bilinen Güngören köyüdür. Geçke Nahiyesine bağlı köyler ise şöyledir: Geçke (Gezge), Salmankas, Boğalı, Alçakdere, Kavlatan ve Files.

16 Nisan 1836 tarihli nüfus defterinde Salmankas'ın Geçke Nahiyesi'ne bağlı
olduğunu gösteren nüfus defteri başlığı.[35]

1849 yılına ait nüfus ve yoklama defterlerinde Gümüşhane Sancağı, bünyesindeki nahiyeler arasında Santa, Alansa, Niv, Geçge, Harşit,Aşağı Kürtün, Yukarı Kürtün, Özmesahor ve Yağmurdere bulunmaktadır.[8][12] 19. yüzyılın ortalarına ilişkin diğer nüfus kayıları incelendiğinde de Salmankas ve yukarda sayılan diğer köylerin yine Geçke Nahiyesi'ne bağlı olduğu görülmektedir. Günümüzde ise Kavlatan ve Files köyleri Bayburt ili Aydıntepe ilçesine bağlıdır. [37][38]





1870 YILI TRABZON SALNAMESİ

İlgili salnamede Yağmurdere'ye bağlı 25 köyden birisi de Salmankas olarak görünmektedir. Bu salnamede (yıllık) Salmankas: Trabzon Vilayeti, Gümüşhane Sancağı, Yağmurdere Nahiyesi, Salmankas Karyesi (köyü) şeklinde yer almaktadır.[6]

1875 YILINDA BAYBURT'A BAĞLANMA TEŞEBBÜSÜ

Tarihi kayıtlara göre, Salmankas köyüne dair bir diğer önemli bilgi 1875 yılına dayanmaktadır. Bu tarihte Salmankas, Gezge, Filas, Kavlatan, Alçakdere ve Boğalı köylerinden oluşan altı yerleşim biriminin, Trabzon Vilayeti ve Gümüşhane’den ayrılarak Bayburt’a bağlanması yönünde bir talep gündeme gelmiştir. Ancak söz konusu köylerin halkı bu idari değişikliği kabul etmemiştir. Netice olarak Salmankas ve Geçke Nahiyesine bağlı diğer köyler Bayburt’a bağlanmamış, mevcut idari yapılarını korumaya devam etmiştir.[5][8][12]

1876 YILI TRABZON SALNAMESİ

1876 Trabzon Salnamesine göre Salmankas'ta 45 nüfus, 85 hane, 65 inek, 30 öküz, 22 at, 43 keçi, 511 koyun vardır. Küçükbaş hayvanlardan 1662 kuruş vergi alınmıştır. 4422 kuruş da aşar vergisi alınmıştır. Ayrıca Salmankas o devirde Yağmurdere nahiyesi içerisinde 3288 kuruş ile en fazla vergi veren köydür.[4]

1916 RUS İŞGALİ DÖNEMİ VE MAREŞAL FEVZİ ÇAKMAK

Trabzon'un Rus İşgaline ilişkin Mareşal Fevzi Çakmak, 3 Mayıs 1916 tarihli günlük kaydında Salmankas'tan bahsetmiştir.[9]

Kaynak: Hatemi, Nilüfer. Mareşal Fevzi Çakmak ve Günlükleri.
Cilt 2. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 2002.[9]

Rus işgaline ilişkin köylülerden elde edilen bilgiler ise, Rus işgali esnasında Ruslar tarafından köyde bir evin karargâh olarak kullanıldığı ve sivil halka herhangi bir ciddi zarar verilmediği yönündedir. Kimi köylülerin, Ruslar tarafından kesilip yenilmesin diye ineklerini mağaralara sakladığı da yine aktarılan bilgiler arasındadır. Köyde Trabzon Köprübaşı Arpalı mahallesinden bir adet şehidimize ait kabir de bulunmaktadır.

1920 KAZIM KARABEKİR PAŞA VE HART İSYANI

Konumu itibarıyla önemli bir geçit güzergahında bulunan Salmankas’a ilişkin eski kayıtlardan birisi de Kazım Karabekir Paşa’nın 1 Ocak 1920 tarihli telgrafıdır. İlgili belgede Bayburt’ta çıkan Şeyh Eşref (Hart) isyanı nedeniyle Araklı’daki bir tabur askerin Salmankas’a getirildiğine ilişkin bilgiler yer almaktadır. Söz konusu belgeye T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı’ndan ulaşılabilmektedir.[29]

1935 YILI ERZİNCAN'A GÖÇEN AİLELER

Köye ilişkin eski kayıtlardan bir diğeri de 12/07/1935 tarihli ve Mustafa Kemal Atatürk’ün imzasını taşıyan bir resmî belgedir. Bu belge ile birlikte köyden birtakım kişi ve aileler arazi sağlanmak suretiyle Erzincan’ın Çayırlı köyüne iskân edilmiştir. Bu arşiv kaydı da T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı’nda bulunmaktadır.[46]

1954 ÖRENLER'İN SALMANKAS'TAN AYRILMASI

17 Mayıs 1955 tarih ve 9008 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan karar ile Yağmurdere Nahiyesi'nin Salmankas Köyüne bağlı Örenler Mahallesi'nin 31.08.1954 tarihinden itibaren ayrı bir köy haline getirildiği belirtilmiştir.[31] Bu karar ayrıca 6 Haziran 1955 tarihli T.C. Maarif Vekaleti Dergisi 854. sayısında da yayımlanmıştır.[23]

6 Haziran 1955 tarihli, 854 sayılı T.C. Maarif Vekaleti Dergisi

KÖYÜN KURULUŞUNA İLİŞKİN DİĞER BİLGİ VE SÖYLENTİLER

Köyün kuruluşuna dair yazılı bir belge bulunmamakla birlikte, sözlü tarih anlatıları, köyün nüfusunun büyük ölçüde Of ve Sürmene bölgelerinden gelen ailelerden oluştuğunu göstermektedir. Bu anlatılara göre, köyü kuran veya ilk yerleşen kişilerin, Davut ve Süleyman adında iki kardeş olduğu rivayet edilir. Rivayetler, bu iki kardeşin, Sürmene'de bir "vurgun" sonucu vefat eden diğer kardeşleri Bayraktar'ın ardından buradan ayrılarak Salmankas'a yerleştiklerini ileri sürmektedir. Köyde bugün Davutoğulları ve Süleymanlılar olarak bilinen sülalelerin varlığı, bu anlatının doğruluğuna işaret etmektedir.


Ayrıca, sözlü aktarımlar, köye Of ve Sürmene'den gelen ailelerin yerleştiği bilgisini güçlendirmektedir. Bu iddia, köyde bulunan Gedikoğlu, 
Şatıroğlu, Bekiroğlu ve Örenler'de bulunan Alibaşoğlu gibi bazı sülale adlarının, aynı adlarla Of ve Çaykara yöresinde de bulunmasıyla desteklenmektedir. Nitekim 1834 tarihli Of ve Çaykara nüfus defterlerinde  6 ayrı köyde Gedikoğlu sülalesine rastlanmaktadır. Bekiroğlu, Şatıroğlu ve Alibaşoğlu gibi sülaleler de yine aynı kayıtlarda yer almaktadır. Köyden ani bir şekilde göç ettikleri aktarılan Ayvazoğlu sülale adı da Of nüfus defterinde 8 ayrı köyde bulunmaktadır. [40] 

Salmankas köyünün yaklaşık olarak 1650'li yıllarda kurulduğu kabul edilecek olursa yaklaşık 180 yıl sonra yapılan nüfus sayımında benzer sülale adlarının bulunması bu tezi daha da güçlendirmektedir.

Köye, aynı zamanda Zugi köyü civarlarından gelen ailelerin de yerleştiği belirtilmektedir.

Aynı şekilde, 1954 yılında Salmankas'tan ayrılarak müstakil bir köy statüsü kazanan Örenler'in de Of ve Rize'nin Cimil bölgesinden gelen aileler tarafından kurulduğu yönünde bilgiler mevcuttur. Bu ailelerin arasında Rize'nin İkizdere ilçesinden gelen (eski soyadı Demir, şimdiki Durmuş olan) Alioğulları ile Of veya Rize'den göç ettiği sanılan Okur soyadlı ailelerin köyün ilk sakinlerinden olduğu aktarılmaktadır.

Ayrıca, ‘Öteki Mahalle’ olarak bilinen ve eski adı ‘Gedikoğlu Mahallesi’ olan bölgede, geçmişte ‘Ayvazoğulları’ adlı bir ailenin yaşadığı sözlü rivayetlerle aktarılmaktadır. Bu ailenin bir dönem ani bir şekilde göç ettiği, ancak nereye gittiklerinin bilinmediği ifade edilmektedir. Günümüzde ise bu mahallede hâlen ev kalıntılarının yanı sıra ‘Ayvazoğlu’ adını taşıyan bir yerleşim izi mevcuttur.

KÖYÜN KURULUŞUNA İLİŞKİN BİR DEĞERLENDİRME

Salmankas köyünün bulunduğu bölgeyi içeren kayıtlar yukarda sıralanmıştır. Sırasıyla: 1530, 1592, 1642 ve 1682 yıllarına ait kayıtlar bulunmaktadır. Ancak tam ve net olarak Salmankas köyünün adı yalnızca 1682 yılına ait kayıtta yer almaktadır.[47] Köy ve yerleşim adlarının zaman içerisinde değiştiği açık bir gerçektir. Dolayısıyla ilgili kayıtlarda Salmankas adının bulunmaması, o dönemde köyün henüz kurulmadığını gösterebileceği gibi köyün farklı bir adla kayıtlı olması da muhtemeldir.

Salmankas köyünün yer aldığı bölgede 1592 yılında neredeyse hiç Müslüman (Türk) bulunmamaktaydı. Ancak 1682 yılına gelindiğinde ise bölge nüfusu neredeyse tamamen Müslümanlardan (Türklerden) oluşmaktadır. Bu da bölgede ciddi bir nüfus değişiminin yaşandığını ortaya koymaktadır.

Salmankas adı her ne kadar 1530 ve 1592 yılına ait kayıtlarda yer almasa da özellikle 1592 yılına ait kayıtta Salmankas köyüne yönelik birtakım işaretler bulunmaktadır. Şöyle ki 1682 yılına ait kayıtlar tutulurken belli bir rota izlenmiştir. [47, sayfa:4] Yani köyler sıra ile gezilerek kaydedilmiştir. Bu da köylerin konumunu tespit ederken kolaylık sağlamaktadır. Bu bilgiden yola çıkılarak 1592 yılı kayıtlarına bakıldığında yine belli bir rota izlendiği düşünülebilir. Ancak vurgulamak gerekir ki kayıtlar tutulurken her ne kadar belli bir rota izlense de bu kayıtlar temize çekilirken karışıklıklar olabilmektedir.[55]  

Ancak 1592 yılındaki kimi köy adlarının yukardaki bölümlerde de izah edildiği üzere günümüzde artık kullanılmayan, eski biçimleri ile kaydedilmelerinden ya  da kimi yerleşimlerin sonradan terk edilerek ortadan kalkmalarından ötürü ilgili rota takibini yapmak çok kolay olmamaktadır. Bu noktada, adı halen aynı biçimde günümüze dek ulaşan köyler nirengi noktası kabul edilerek diğer değişen isimler üzerinden fonetik benzerlikler ile hareket edilmeye çalışılarak birtakım değerlendirmeler yapılabilir.

Eski Kayıtlar İle Bugünkü Köy Adları Arasında Açık ve Güçlü Eşleşmeler

Bazı yer adları, 1530 ve 1592 kayıtları arasında neredeyse aynı biçimde devam etmiş olup, aradaki farklar yalnızca yazım standardı veya ek kullanımından kaynaklanmaktadır.
1530 tarihli kayıtlarda geçen Bayındırlık adının 1592’de Bayındır biçiminde kaydedilmesi, “-lık” ekinin düşmesiyle açıklanabilir. Osmanlı kayıtlarında yerleşim adlarının kimi zaman sıfat, kimi zaman kök hâliyle yazıldığı bilinmektedir. Benzer şekilde Boğalı / Boğalu, Yapaz / Yapaz, Kozan / Kozan, Mağara / Mağara, Üçtaş / Üç Taş, Yuvalı-yı Ulya–Süfla / Yuvalı-ı Ulya–Süfla ve Yılanlı / Yılanlu eşleşmeleri de aynı yer adlarının farklı yazım tercihlerinden ibaret görünmektedir. Bu örneklerde dönüşümden ziyade yazı dili farkı söz konusudur.

Dilbilimsel Dönüşümle Açıklanabilen Eşleşmeler

1530’da Ayranlı, 1592’de Eyranlu biçiminde geçen yer adı, Osmanlı Türkçesinde ünlülerin yazılmaması nedeniyle ilk hecedeki /a/–/e/ değişimiyle açıklanabilir. “-lı/-lu” eki ise hem bölgesel ağız farkı hem de yazıcının tercihiyle değişkenlik göstermektedir. Bu tür değişimler Anadolu yer adlarında yaygındır.

Benzer şekilde 1530’daki Filis adının 1592’de Helis (Filis) olarak okunması, Osmanlı yazısında harflerin nokta yerleşimine bağlı olarak farklı okunabilmesinin tipik bir örneğidir. Aynı durum Şabhane / Şeb-Hane eşleşmesinde de görülür; birleşik–ayrı yazım farkı ve ünlü okuma tercihi dışında anlam veya kök değişimi yoktur.

Çok Aşamalı Dönüşüm İhtimali Taşıyan Yer Adları

Listeler arasındaki en dikkat çekici dönüşüm hattı, Uluman → Eyüman → Aymam zinciridir. 1530’daki Uluman, 1592’de Eyüman, 1682’de ise Aymam biçiminde karşımıza çıkan bu ad, birebir aynı değildir; ancak ses düşmesi, ünlü daralması ve son hecenin sadeleşmesi gibi süreçlerle açıklanabilir. Osmanlı kayıtlarında “u/e” ünlü kaymaları ve “-man/-mam” gibi son hecelerin zamanla değişmesi bilinen bir durumdur. Bu eşleşmenin kesinliği, yerleşimlerin defterlerdeki sıralanışı ve coğrafi konumlarıyla desteklendiği ölçüde güç kazanır.

Bir diğer güçlü örnek, 1592 kayıtlarında Uzun-Dut nam-ı diğer Estegan (Urundul nam-ı diğer İstifan) şeklinde verilen kayıttır. Burada açıkça aynı yerin iki farklı adla anıldığı belirtilmiştir. 1682’de görülen İsbefan adı, 1592’deki İstifan biçiminin harf okuma farklılığıyla (t/b dönüşümü, nokta farkı) ortaya çıkmış bir varyantı olarak değerlendirilebilir. Ayrıca 1530’daki Urundon ve 1592’deki Urundul adları da bu kümeye dahil olup, çekirdek unsurun korunduğunu göstermektedir. Bu örnek, defterler arası dönüşümün en somut ve belgeli biçimde izlenebildiği vakalardan biridir.

1682 Kayıtlarıyla Kurulabilen Mantıksal Bağlantılar

1682’de geçen Alçakdere adı, 1592’deki Vaniruci nam-ı diğer Alıncak Dere kaydıyla güçlü biçimde ilişkilendirilebilir. “Alıncak Dere” gibi daha uzun ve resmî bir adın, zamanla halk ağzında kısalarak Alçakdere biçimini alması, Anadolu toponimisinde sık görülen bir süreçtir. Burada hem dilsel sadeleşme hem de halk etimolojisi etkisi söz konusudur.

1682’de görülen Geçke (Geçeği) adı için, 1530’daki Kaçki ve 1592’deki Hacgi/Hakih biçimleri aday olarak değerlendirilebilir. Ancak bu noktada yalnızca harf benzerliğine dayanarak kesin bir eşleştirme yapmak bilimsel değildir. Bu adların Geçke ile ilişkilendirilebilmesi, ancak coğrafi konum ve defterlerdeki komşu yerleşim sıralamasıyla desteklendiğinde anlam kazanır.

Salmankas Adının Durumu

1682 kayıtlarında açık biçimde geçen Salmankas adı, 1530 ve 1592 listelerinde doğrudan karşılık bulmamaktadır. Bu durum, Salmankas’ın söz konusu tarihlerde henüz bu adla kaydedilmemiş olabileceğini, farklı bir adla veya mezra/yayla statüsünde yer almış olabileceğini düşündürmektedir. İlkanis veya Saygeçit gibi adlarla doğrudan eşleştirme yapmak ise, mevcut veriler ışığında kanıt düzeyi düşük bir varsayım olarak kalmaktadır.

Genel Değerlendirme

Sonuç olarak, 1530, 1592 ve 1682 tarihli kayıtlar arasında bazı yer adları açık biçimde süreklilik gösterirken, bazıları dilbilimsel dönüşüm ve yazım farklılıkları nedeniyle farklı biçimlerde karşımıza çıkmaktadır. En sağlam dönüşümsel hatlar; Filis–Helis, Geçitkışlak–Geçüt Kışlak, Urundon–Urundul–İstifan/İsbefan ve Alıncak Dere–Alçakdere örneklerinde görülmektedir. Bu tür analizlerde fonetik benzerlik tek başına yeterli olmayıp, coğrafi konum, defter sıralaması ve idari bağlılık gibi unsurların birlikte ele alınması zorunludur.

1592 listesi sırayla şöyle:
Kozan → Çoraközü → Geçüt-Kışlak → Üçtaş → Yuvalı (Süfla/Ulya) → Bayındırlık → Elgir → Yapaz → Markos → İl-Kanis (İl kasi) → Eyranlu → Pingal → Yerinde-Kıl → Yılanlu → Mağara → İncesu → Boğalu → Şebhane → Çekülü Kal’a (nam-ı diğer Hankik/Kanlik) → Say Geçid → Hahki (
Hacgi-i Diğer nam-ı diğer Hacı Ocak) → Hakih (Hacgi) → Belüyaz(Belülnar) → Maharek (Boğalı'ya bağlı bir yer) → Eyüman → Helis(Files) → Vaniruci (namı diğer Alıncak Dere) → Uzundut Namı Diğer Estegan (Urundul namı diğer İstifan) → Erilü-i Ulya [2][7][55]

Bu çerçevede Salmankas’ın muhtemel kayıt çevresi, 1592 sıralamasında Boğalu–Şebhane–Çekülü Kal’a/Hankik–Say Geçüd–Hahki (Haçgi) hattının yakınında aranmalıdır. Bu önerme “kesinlik” değil; fakat yalnızca fonetik benzerliklere dayanan iddialara kıyasla, dilbilim + sıralama (rota) + idari ayrışma üçlüsüyle daha tutarlı ve test edilebilir bir hipotez sunar.


SALMANKAS KÖYÜNÜN HALKI OF'TAN GELMİŞ OLABİLİR Mİ?

1592 yılı tahrirlerinde tespit edilemeyip, ismen ilk kez 1682 tarihli Avarız Defteri'nde yer alması, yerleşimin 17. yüzyıl içerisinde kalıcı bir köy statüsü kazandığını düşündürmektedir. Köy, coğrafi olarak Doğu Karadeniz dağlarının kuzey yamacında ve Trabzon havzasının üst kotlarında yer almakla birlikte; 1682 yılında idari açıdan sahil şeridindeki Sürmene Kazası'na bağlı olarak kaydedilmiştir. Dönemin ulaşım zorlukları ve yerel halkın anlatıları göz önüne alındığında, bu idari bağlılık; köyü kuran nüfusun veya köy arazisinin kullanım hakkının Sürmene ve Of bölgesiyle organik bir ilişkisi olabileceğine dair güçlü bir emare teşkil etmektedir.

Bu yerleşim süreci, 17. yüzyılda bölgeyi etkileyen sosyal hareketlilikle birlikte okunduğunda anlam kazanabilir. Zira Of kazasının nüfusu 17. yüzyılda yani Salmankas ve civardaki köylerin kurulduğu tarihlere denk gelen dönemde azalmıştır.[49] Nitekim akademik kaynaklar, bu dönemde Celali İsyanları ve "Büyük Kaçgunluk" olarak adlandırılan süreçte, sahil sancaklarında (Canik, Trabzon, Rize) güvenlik sorunlarının ve vergi baskısının arttığını; buna mukabil halkın bir kısmının daha güvenli gördükleri iç kesimlere ve yaylak alanlarına çekildiğini (çiftbozanlık) doğrulamaktadır [41] [48].

Nitekim Of kadısı İbrahim, 1615 yılına ait bir evrakta, Of kazasındaki köylerden her köyden beşer-onar hanenin köylerini terk ederek bilinmeyen yerlere gittiklerini belirtmiştir.[50]

1665 tarihli başka bir kayıtta Of sakinlerinden Hasan isimli Yeniçerinin, yanındaki adamlarıyla birlikte köy köy silahlı bir şekilde gezerek yoksul halka zulüm ve baskı yaptığı. Bu sebeple bölge halkı perişan olduğu da yazmaktadır.[53]

Of kazasının nüfus azalmasında, Karadeniz sahillerindeki Kazak akınlarının etkisi de bulunmaktadır. Nitekim 14 Ağustos 1648 tarihli bir hüküm, Trabzon Beylerbeyi’ne kıyılardaki tehlikeyi bildirerek can ve mal güvenliğini sağlamasını istemiştir. Bu akınlar, nüfusun sahilden çekilerek vadinin yukarı kısımlarında yeni iskan birimleri oluşturmasına yol açmıştır.[49]

Tüm bu durumlar sonucunda kimi aileler Of'u terk etmiş kimileri ise Of'un yukarı kısımlarına göç etmiştir.[49]

Ancak belirtmek gerekir ki tüm bunlar birer değerlendirmeden ibaret olup yapılacak araştırmalar ile güncellenmeye ve değişime muhtaç çıkarımlardır.


OF VE SALMANKAS'IN KONUMLARINI GÖSTEREN UYDU GÖRÜNTÜSÜ.



COĞRAFYA

SALMANKAS KÖYÜNÜN İDARİ YÖNDEN BAĞLILIĞI VE COĞRAFYASI

Gümüşhane merkezine 86 km uzaklıktadır. Trabzon Araklı'ya 64 km ve Bayburt'a 43 km uzaklıkta bulunan köyün Gümüşhane ile ilişkisi resmiyetten öteye gidememektedir. Araklı Karadere Vadisi’nin en son köyüdür. Köy merkezinin yükseltisi 2100 metre dolaylarındadır. Gümüşhane merkeziyle olan coğrafi bağlantısı, yüksek dağ geçitleri nedeniyle zorlu ve mevsimseldir. Köyün bulunduğu bölgedeki köylerin bir kısmının Araklı'ya, bir kısmının da Gümüşhane'ye bağlı olduğu ancak bu köylerin Gümüşhane ile hiç irtibatı olmadığı, bölgeyle ilgili yapılan çalışmalarda belirtilmiştir.[28] Sınır köylerindendir. Dolayısıyla kültürel altyapı olarak Trabzon’a yakındır. Salmankas köyünün idari olarak Gümüşhane'ye bağlı olmasına rağmen kültürel, sosyal ve ekonomik olarak Trabzon'a daha yakın olmasının temelinde coğrafi ve tarihsel nedenler yatmaktadır. 

Köy, coğrafi olarak Karadeniz'e paralel uzanan dağ silsilelerinin güney yamacında değil, doğrudan Karadeniz'e dökülen Araklı Karadere Vadisi'nin en üst kolunda yer almaktadır. Karadere’nin başlıca kollarından birisi de Salmankas’tır.[45] Bu vadi, tarih boyunca doğal bir ulaşım, ticaret ve göç koridoru olarak işlemiş, vadi boyunca yer alan tüm yerleşimleri kaçınılmaz olarak Trabzon'un liman ve pazar merkezli ekonomik ve kültürel havzasına dahil etmiştir. 

Kırmızı çizgi ile gösterilen Zigana-Kaçkar dağ kuşağını ve
köyün konumunu gösteren topografik harita.

TRABZON VE BAYBURT ARASINDAKİ TARİHİ YOLLAR VE SALMANKAS

Tarihi kayılara bakıldığında da Salmankas köyü, Bayburt ve Trabzon arasında önemli ve tarihi bir yol ve geçit güzergahında bulunmaktadır. 

Sürmene (Araklı)-Bayburt Kervan Yolu

Araklı (Sürmene) Susurmania ve Canayer kalelerinden başlayıp Karadere Vadisi içinden, Çatak, Salmankas, Toroslu, Aydıntepe üzerinden Bayburt’a ulaşmaktadır.[42]

Aydıntepe- Salmankas-Galyan Deresi Yolu 

Bu güzergâh, Soğanlı Dağları'nı aşarak Bayburt'u doğrudan Trabzon'a bağlayan tarihi bir ulaşım hattıdır. Özellikle 19. yüzyıl seyyahlarının raporlarında "Galyan Yolu" olarak da anılan bu hat, stratejik bir öneme sahiptir. Güzergâh, Bayburt'tan başlayarak şu rotayı takip etmektedir: Aydıntepe (Hart) Ovası, Aydıntepe Yaylası, Kemer Dağı, Bandike Yaylası, Boğaz Yaylası ve kilit nokta olan Salmankas Geçidi. Bu geçidin ardından yol, Balahor, Taşköprü, Kazıklı ve Çayırlı Hanları'ndan geçerek Galyan Deresi boyunca ilerler ve son olarak Trabzon'daki Boztepe mevkiinde sonlanır.[43][44]


KÖYÜN HUDUTLARI

Tapu sınır kayıtlarında Salmankas yeni adıyla Arslanca köyü sınırları söyle sıralanmaktadır: 

Doğudan: Gezge Köyü, Çakır Ali Tepesi, Seller Boğazı, Vız Vız Tepesi, Karpuz Kaya, Hanege Boğazı,

Batıdan: Sultan Çayırı Boğazı, Köy Irmağı, Orta Yol, Mezarlık, Keşan Yolu, Erikli Yaylası Başı;

Güneyden: Nehr-i Çayır, Eski Hanlar, Yeni yurt Boğazı;

Kuzeyden: Gezge Meşesi, Macar Çayırı, Harmancık Düzü, Eşek Taşı, Çevirmelerden iki kelif, Hanefi yatak sırtı üstündeki Keşan yolu olarak bilinmekte ve mahalli idareler müdürlüğünde de kayıtlar bu şekilde görünmektedir.

Salmankas ve mahallelerini gösteren uydu görüntüsü.

''HANEGE'' VEYA ''KÖY YERİ'' ADLI ESKİ YERLEŞİM KALINTILARI

Köyde, günümüzde köy sınırları içerisinde kalan ve halk arasında ''köy yeri'' veya ''Hanege'' olarak adlandırılan terk edilmiş bir köy yeri bulunmaktadır. Hanege, Farsçada ''Bir tarîkatın merkez durumundaki tekkesi'' vb gibi anlamlara gelmektedir.[13] Ayrıca Farsça ''gah'' ekinin: yer, makam, durak gibi anlamlarından yola çıkılarak ''ev yeri'' anlamını taşıdığı da söylenebilir. [14] Söylentiye göre zamanında o bölgede bir köyün bulunduğu ancak insanların sinek, olumsuz iklim koşulları vb. nedeniyle bölgeyi terk ettiği rivayet edilmiştir. Uydu görüntüleri incelendiğinde eski ev temellerinin ve tarla sınırlarının halen belirgin olduğu görülmektedir.

Köy yerine ilişkin uydu görüntüsü.

Eski köy kalıntısının uydu görüntüsü.

KÖYÜN EN YÜKSEK NOKTASI: KUBUZ TEPESİ

Köyün en yüksek noktası Salmankas yaylasının hemen karşısında yer alan Kubuz tepesidir. Yükseltisi yaklaşık 2592 metredir.


SALMANKAS TÜNELİ

Salmankaş Şehit Hamit Şahin Tüneli, Türkiye'nin Doğu Karadeniz Bölgesi'ni Doğu Anadolu'ya bağlayan Trabzon-Bayburt karayolu güzergahı üzerinde konumlanmış, her biri yaklaşık 4.056 metre uzunluğunda çift tüpten oluşan stratejik bir karayolu geçididir. Tünel, 2.280 metre rakımlı Salmankaş Geçidi'nde özellikle kış aylarında yoğun kar, buzlanma ve sis nedeniyle yaşanan ulaşım kesintilerini ve seyahat risklerini bertaraf etmek amacıyla inşa edilmiştir.[36]

İKLİM VE BİTKİ ÖRTÜSÜ

Köyün iklimi, Karadeniz iklimi etki alanı içerisindedir. Karadeniz ikliminden Karasal iklime geçiş sahasının başlangıcında yer alır. Dolayısıyla Karadeniz ikliminin etkisi daha fazladır. Endemik çiçek türlerine rastlanır. Otsu bitkiler yoğunluktadır. Ağaç yetiştirmeye elverişli değildir. Orman üst sınırının bittiği noktada yer almaktadır. Günümüzde köyde doğal orman bulunmamaktadır. Eski dönemlerde ormanın köy içine kadar geldiği ancak köylülerin hem ısınmak hem de satarak geçim sağlamaları amacıyla ormanı kesmeleri neticesinde ormanlık alanın yok olduğu aktarılmıştır. Köylü kendi ihtiyacına yetecek miktarda lahana, patates ekimi yapar. Gizemli bir armut ağacına sahiptir. Kısmi arazilerinde Kuşburnu, yaban fındığı, yaban eriği, ligarba ve meşhur yayla çayı görülmektedir. Ormana 4 km uzaklıkta olan Arslanca köyü, 1985 yılında orman köyü vasfından çıkarılmıştır.

Köyün iklim koşullarına ilişkin istatistikler.[39]

SALMANKAS KÖYÜ ŞEHİTLER ORMANI

2009 yılının İlkbaharında Dernek ve köylülerin kendi imkân ve katkılarıyla 4500 adet çam ağacı ve huş ağacı fidanı dikilmiştir. Köylülerin emekleriyle oluşturulan bu ormana Salmankas Köyü Şehitler Ormanı adı verilmiştir. Ayrıca az sayıda da olsa köyde armut, erik ağaçları ve kuşburnu çalıları bulunmaktadır.

KÜLTÜR

KÖYDE GÜNDELİK YAŞAM


Sözlü aktarımlara göre, bölgede kışların sert ve yoğun kar yağışlı geçmesi nedeniyle köy halkı, kışlık erzak hazırlıklarını güz aylarında yapmaktaydı. Hazırlanan erzak, kış ayları boyunca temel geçim kaynağı olarak kullanılmaktaydı. Ayrıca kış gelmeden önce köylülerin, başta Araklı ve Bayburt olmak üzere çevre yerleşimlerden ihtiyaç duydukları eksiklikleri temin ettikleri belirtilmektedir.

Akçaabat’ın köylerinden tütüncülerin köye gelerek tütün sattığı bilgisi aktarılmıştır. Köylüler eskiden özellikle Of ve Rize’ye çalışmaya gitmiş ve çay toplayarak, inşaatçılık yaparak geçim sağlamışlardır.
Kışın köyde karın evlerin çatılarına kadar yükseldiği ve bu durumun yaşantıyı çok zorlaştırdığı aktarılmıştır.

Gündüzleri dini eğitim verilen medresede köylülerin akşamları toplanarak ‘’kamçı’’ adı verilen oyunu oynayıp eğlendikleri; bu şekilde sosyalleşip, eğlencelerle vakit geçirdikleri aktarılmıştır.

MAHALLELER VE SÜLALELER

Şatıroğlu Mahallesi, Orta Mahalle, Gedikoğlu Mahallesi ve Kale Mahallesi olarak sayılabilecek 4 mahalleden oluşmaktadır.

Davutoğluları: Kılınçarslan, Yavuz, İder ve Davutoğlu olarak dört soyadına ayrılmıştır.

Şatıroğluları: Ertürk, Alsaç ve Şatıroğlu olarak üç soyadına ayrılmıştır.

Gedikoğluları: Gedik ve Taş olarak iki soyadı olmuştur

Bekiroğluları: Yıldırım ve Çelik olarak onlarda iki soyadı almışlardır

Bedükoğulları köydeki arazilerini tamamen satarak Bayburt ve Erzincan’a göç etmişler yeni soyadları Yıldız ve Duran olarak bilinmektedir.

Davut ve Süleyman’ın kardeş oldukları bilinen Süleyman oğulları: Doğan soyadını almış Doğan soyadlarını sürdürmektedirler

Mavioğulları: Demirkıran soyadını alarak bu soyadlarıyla devam etmektedirler.


AĞIZ ÖZELLİKLERİ

Ağız, gelenek/görenekler, kültürel altyapı bakımından Trabzon'a daha yakındır. Dilde Doğu Karadeniz Bölgesi'nde olduğu gibi Rumca, Lazca ögeler bulunur. Bununla birlikte, geçmişten bugüne köyde Türkçeden başka bir dilin bilinmediği ve konuşulmadığı da köylüler tarafından dile getirilmektedir. Gümüşhane içerisinde diğer bölgelerden ayrışarak Trabzon ağzının özelliklerini yansıtan bir özelliği vardır. [11] Konuşma özellikleri Trabzon'un Araklı ilçesini andırır. Bu konuda Gümüşhane yöresi ağızlarını inceleyen uzmanlar Salmankas ve civarındaki köylerin ağızlarının Gümüşhane'den ayrıştığını ve Trabzon'a yakın olduğunu ortaya koymuştur.[27]

HALK OYUNU VE ÇALGILAR

Köyün geleneksel halk oyunu horondur ve temel çalgısı kaval ve kemençedir. Folklorik özellikleri bakımından köy, içinde bulunduğu Trabzon-Araklı Karadere Vadisi’nin kültürel yapısını yansıtmaktadır. Sözlü kaynaklara göre, geçmişte Salmankas’ta düğünlerde türküler söylenerek horon oynanmıştır. Ayrıca köyde ‘Ziya’ adında bir kemençecinin bulunduğu, atma türkülerin söylendiği ve bu türküler eşliğinde horon oynandığı ifade edilmiştir. 


GİYİM, KUŞAM 

Köyün geleneksel giyim kuşamı, yöresel kültürel etkileşimi yansıtan unsurlar barındırmaktadır. Aktarılan bilgilere göre, erkek giyimi zıpka adı verilen yerel pantolonlardan oluşurken, kadın giyiminde keşan ve peştamal gibi Doğu Karadeniz ve Trabzon yöresine özgü tekstil ürünleri öne çıkmaktadır. Bu giysiler, bölgenin kültürel coğrafyasıyla olan yakın ilişkiyi ortaya koymaktadır.

YEMEK KÜLTÜRÜ

Yemek kültürü Karadeniz/ Trabzon yöresinin yemekleriyle aynıdır, Muhlama, Dönme kuymağı, Lahana sarması, Arpa pilavı, Kavut haşlaması, Lapa, fırında patates közleme vb. meşhur olanlarıdır. Tandır Ekmeği, Kete, Peynirli Gazinti, gibi hamur işi çeşitleri bulunmaktadır.

KÖY DERNEĞİ

Ülkemizin dört bir yanına göç etmiş olan Salmankaslıların akrabalık, komşuluk ve dostluk bağları devam etmektedir. Bu akrabalık, komşuluk ve dostluk bağlarının daha güçlenmesi için 1991 yılında köylülerin yoğunlukta yaşadığı İstanbul’un Bağcılar ilçesinde Arslanca Köyü Sosyal Yardımlaşma, Turizm ve Kültür Dayanışma Derneği kurulmuştur.

Köy derneğinin logosu.

MİMARİ ÖZELLİKLER

Ormana yakın bir köy olması nedeniyle ev yapımında ahşap baskındır. Günümüzde evlerin büyük bir çoğunluğu yenilenmiş, kimi evler ise yıkılarak ya da sıfırdan betonarme olarak inşa edilmiştir. Ancak eski evlerde kültürel mimari örneklerine rastlamak mümkündür. Kimi evlerde eskiden çatı tahtası olarak kullanılan hartamalar bulunmaktadır. Geleneksel teknikle inşa edilmiş evlerin çoğunluğu hartamayla kaplanmıştır. 80-100 cm boyunda kesilmiş olan kütüklerin kesilmesiyle elde edilen Hartamalar, üst üste bindirilerek kaplanmakta ve rüzgâr etkisinden korunmak için üzerine sırayla taşlar konmaktadır.[19][17]

Öteki Mahalle'den eski ve tipik bir Salmankas
evinden hartama örnekleri.

Ancak günümüzde ‘’hartamalar’’ın yerini sac kaplamalar almıştır. Köydeki eski mimariye sahip yapılarda, yoğun kar yağışına karşı suyu ve karı kolayca tahliye edebilmek için yüksek eğimli kırma (hip) veya beşik (gable) çatılar kullanılmıştır. Yapıların ana taşıyıcı sistemi, bölgede bolca bulunan kaba yontulmuş yığma taştır. Üst katlar ve çatılar için ise yine yerel ormanlardan elde edilen ahşap karkas ve kaplama malzemeleri kullanılmıştır. Zemin katlar hayvan barınağı (ahır) olarak kullanılırken, yaşam alanları üst katlara alınmıştır.

        
Öteki Mahalle ve Şatıroğlu Mahallesinden tipik ve geleneksel yöntemlerle
inşa edilmiş Salmankas evleri.


Günümüzde sayıları çok azalmış olsa da evlerde hem ısınmak hem ekmek, lavaş vb. yapmak amaçlı tandırlar bulunmaktadır.                                                  

Ayrıca evlerin ön cephelerinde de yine Doğu Karadeniz mimarisine has özelliklere rastlamak mümkündür. Aşağıdaki görselde Öteki Mahalle’den ‘’Muska tekniği’’ ve Şatıroğlu Mahallesinden “ahşap dolma” tekniği kullanılmış bir ev görülmektedir. [18] Ayrıca yine Doğu Karadeniz mimarisinde sıkça rastlanan ahşap dolma tekniğine de rastlanmaktadır.

   
 Şatıroğlu Mahallesi'nden Ahşap Dolma tekniği ve Öteki Mahalle'den muska tekniği ile yapılmış eski ve tipik yöre mimarisine uygun evler. Ayrıca 1960'tan muska ve ahşap dolma tekniğinin uygulandığı evleri gösteren bir fotoğraf.


ALTYAPI BİLGİLERİ


SU, TELEFON VE YOL DURUMU

Köyün içme suyu şebekesi dağlardan getirilen suyla sağlanmıştır. Dağların zirvelerinden getirilen içme suyu her evin içerisinden akmaktadır. Kanalizasyon şebekesi 2006 yılında köylünün kendi gayretleriyle yapılmıştır. PTT şubesi yoktur ancak PTT acentesi vardır. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol belli bir bölümde asfalt diğer bölümlerde toprak olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır. Elektrik bağlantısı Trabzon’un Araklı ilçesinden sağlanmaktadır. Telefon altyapısı da Araklı'dan sağlanmaktadır. Bu nedenle köy, Trabzon'a ait 0462 alan kodunu kullanmaktadır. 

ÇEŞMELER

Köyde 4 adet çeşme bulunmaktadır. Bunların 2’si Orta Mahalle’de ve 2’si de Şatıroğlu Mahallesi’nde yer almaktadır. Öteki Mahalle ve Kale Mahallelerinde çeşme bulunmamaktadır.

Şatıroğlu Mahallesi'nde bulunan çeşmeler.
                                                                                                     
Orta Mahalle'de bulunan çeşmeler. Sağ tarafta bulunanın 
üzerinde 6.10.1965 tarihi yer alıyor. Sol taraftaki çeşmenin 
üzerinde ise 1961 tarihi yer alıyor.

KÖY OKULU

Köy okulu 1952 yılında inşa edilmiştir. 1990 yılının başlarında artan göç nedeniyle nüfusun azalmasına bağlı olarak okul eğitim vermemeye başlamıştır. Okul, 2016 yılında bir yangın geçirmiş ve bu yangının ardından köylülerin imkanlarıyla restore edilerek Salmankas Köy Konağı olarak köylünün kullanımına sunulmuştur. Köy okul yapısının içerisinde günümüzde Köy Konağı, Köy Muhtarlığı ve bir adet lojman bulunmaktadır.

Salmankas köy okulunun eski hali.


CAMİ

Köyün eski camisi bugün Caminin Boğaz (yerel söyleniş: Camenin Boğaz) adı verilen noktada idi. Ancak büyüklerden aktarılan bilgilere göre kış aylarında aşırı kar yağışı nedeniyle camiye ulaşımın çetin olmasından ötürü 1960'lı yıllarda köye günümüzdeki cami inşa edilmiştir. Yeni cami 2010'lu yıllarda restorasyona uğramış ve bir adet minare ve hazire yapılmıştır. Eski caminin bulunduğu yerde günümüzde bir adet mezarlık mevcuttur. Mezarlıkta Sürmene (Köprübaşı) Arpalı Köyünden Tahir oğlu Ahmet Virdil ve yine Köprübaşı Yağmurlu Köyünden bir adet şehidimiz olmak üzere iki adet şehit kabri bulunmaktadır.

Eski caminin bulunduğu noktanın günümüzdeki
durumu ve eski cami ile yeni caminin konumlarını gösteren uydu görüntüsü.

KÖY DEĞİRMENİ

Dere mevkiinde köylülerin eskiden kullandığı bir değirmen bulunmaktadır. Zaman içerisinde kullanılmamaktan ötürü yıkılan değirmen, köylülerin imkanlarıyla yeniden inşa edilmiştir. Ancak sembolik olarak durmakta ve kullanılmamaktadır.


Değirmenin restore edilmeden önceki
durumunu gösteren fotoğraflar.


EKONOMİ

Arslanca köyünün geçim düzeni geçmişten bugüne hep coğrafyanın şartlarına göre şekillenmiştir. Eskiden köyün asıl geliri hayvancılığa bağlıydı; tereyağı, peynir, yün ve çorap üretilip Trabzon ve Gümüşhane pazarlarına gönderilir, böylece köy bölgesel ekonomiye katılırdı. 

Nitekim 1876 yılı Trabzon Salnamesinde de köydeki büyükbaş ve küçükbaş hayvan sayısına ilişkin önemli bilgiler bulunmaktadır. 1876 yılında köyde: 65 inek, 30 öküz, 22 at, 43 keçi, 511 koyun vardır. Küçükbaş hayvanlardan 1662 kuruş vergi alınmıştır. 4422 kuruş da aşar vergisi alınmıştır. Ayrıca Salmankas o devirde Yağmurdere nahiyesi içerisinde 3288 kuruş ile en fazla vergi veren köydür.[4]

Bunun yanında az miktarda da olsa arpa ve çavdar ekilerek sınırlı da olsa tarım yapılır, ormandan kesilen ağaçlar Bayburt’a satılır, bazı köylüler de Of ve Rize’ye giderek çay toplar ya da inşaatlarda çalışırdı. 2002 yılı verilerine göre köyde: büyükbaş hayvan sayısı 114, küçükbaş hayvan sayısı 579 ve arı kovanı sayısı 52'dir.

Günümüzde ise kışları köyde yerleşim kalmadığı için bu ekonomik hayat tamamen bitmiş durumda. Şimdilerde yalnızca yaz aylarında bal üretimi yapılmakta ve çevre köylerden gelen yaylacılar ile birlikte tereyağı ve peynir üretimi yapılmaktadır. Böylece Arslanca, bir zamanların üretim merkezi olmaktan çıkıp daha çok yazın uğranılan, sembolik bir yayla ve dinlenme alanına dönüşmüş görünüyor.

NÜFUS

Arslanca köyünün nüfus verileri, tarihsel süreç içerisinde önemli değişimler göstermektedir. 1990'lı yıllardan itibaren kış aylarında köyde kalıcı ikamet eden nüfusun bulunmaması, güncel demografik verilerin sınırlı kalmasına neden olmaktadır.

Tarihsel kayıtlara bakıldığında, köyün nüfus gelişimine ilişkin önemli veriler elde edilmektedir:

  • 1682 Osmanlı arşiv kaydına göre tamamı Müslüman (Türk) 16 kişiden oluşmaktadır. Bu veri, erkek olup vergi verecek olan kişileri gösterdiği için günümüzdeki anlamda 16 kişi olarak düşünülmemelidir. Yaklaşık olarak 80 kişi olarak hesap edilebilir.[47]
  • 1876 Trabzon Salnamesine göre Salmankas'ta 85 hane ve 45 nüfus bulunmaktaydı.[4] Salname'deki "45" rakamı, toplam nüfusu değil, vergi mükellefi erkek nüfusunu ("nefer") temsil etmektedir. O dönemdeki ortalama hane halkı büyüklüğü (yaklaşık 5 kişi) ile çarpıldığında, köyün gerçek nüfusunun yaklaşık 425 kişi (85 hane x 5) olduğu tahmin edilebilir.
  • 1935 nüfus sayımında, 206'sı erkek ve 235'i kadın olmak üzere toplam 441 kişidir.(20).
  • 1940 nüfus sayımında ise köy, 202'si erkek ve 242'si kadın olmak üzere toplam 444 kişilik nüfusuyla Yağmurdere Nahiyesi'nin en kalabalık köyü olmuştur (21).
  • 1955 yılında Örenler Köyü Salmankas'tan ayrılmış, bu nedenle köyün nüfusu azalmıştır. 76 erkek ve 109 kadın olmak üzere toplam 185 kişi olarak belirlenmiştir.
  • 1960 nüfus sayımında nüfus: 263 121 erkek ve 142 kadın olmak üzere toplam 263'tür.(30)
  • 1966 yılında yapılan Türkiye senato seçimlerinde köyde kayıtlı 146 seçmen olduğu görülmektedir.[25]
  • 1970 yılı nüfus sayımında köyün nüfusu 84'ü erkek ve 76'sı kadın olmak üzere toplam 160 kişiden oluşmaktadır.(24)
  • 1973 yılında ise nüfus 218 kişidir.[33]
  • 1982 yılında 74 erkek, 73 kadın olmak üzere 147 kişidir. [32]
  • 1985 yılında köy nüfusu 163 kişiye düşmüştür (21).
  • 1987 yılında nüfus 86 erkek ve 77 kadın olmak üzere toplam 163 kişidir.[34]
  • 2002 yılı nüfus sayımı verilerine göre köyün nüfusu 189 kişi olarak belirlenmiştir. 



MUHTARLAR

Köyün muhtarı 2014'ten bu yana Coşkun Doğan'dır.

Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

2014- günümüz.

 Coşkun Doğan

2009

 Recep Ali Kılınçarslan

2004

 Selahattin Ertürk

1999

 Zeki Yıldırım

1984

 Ali Doğan

1979

 Mustafa Davutoğlu

1974

 Mustafa Demirkıran

1970

 Süleyman Ertürk

1965

 Hamit Doğan

1960

 Yakup Ertürk

1950

 Şükrü Kılınçarslan

1935

 Şatıroğlu Mahmut

1920

 Davutoğlu Mehmet

YAYLALAR

Bir yayla köyü olan Salmankas köyüne bağlı 7 adet yayla bulunmaktadır.

1.B. Çimen yaylası,

2.K. Çimen-Gıran yayla,

 3. Zuvas yaylası,

4.B.Balahor Yaylası,       

 5.K. Balahor yaylası,

6. Nebiyurt yaylası

7.Çatalçayır yaylası

SALMANKAS YAYLASI

Köyün kendi yaylası olan Salmankas yaylasının yükseltisi yaklaşık 2380 metredir. Yaylada eskiden Araklı, Yomra ve Arsin’den vatandaşlar da yaylacılık yapmakta idi. Günümüzde ise oldukça küçülen ve yalnızca birkaç kelif ve yeni beton evden oluşan yaylada Salmankaslılar, Araklılı birkaç yaylacı ve Akçaabatlı koyuncu bulunmaktadır. Salmankas yaylası eski hareketli günlerinin aksine sakin ve ıssız bir yer haline gelmiştir denebilir.

HAZIRLAYAN: Gedikoğlu 

KAYNAKÇA:

(1) Bilgin, Mehmet. Doğu Karadeniz: Tarih, Kültür, İnsan. İstanbul: Ötüken Neşriyat, 2007.

(2) Ünsal, Alper. "46 Numaralı Tapu Tahrir Defterine Göre Bayburt ve Çevresinde Ekonomik ve Sosyal Hayat." Yüksek lisans tezi, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, 2020.

(3) Üçüncüoğlu, A. Güngör., Kahveci, Abdulcelil. Kadimden Cumhuriyete Gümüşhane-Bayburt halkları ve yer adları. Türkiye: Torul Kültür ve Turizm Derneği, 2005.

(4) Trabzon Vilayeti Salnamesi. Türkiye: Trabzon İli ve İlçeleri Eğitim, Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Vakfı, 1995.

(5) Özger, Yunus. "XIX. yüzyılda Bayburt / Bayburt in the 19th century (1830-1900)." Doktora tezi, Atatürk Üniversitesi, 2007. 

(6) Emiroğlu, Kudret, ed. Trabzon Vilayeti Salnamesi: 1870. Cilt 2. Trabzon: Trabzon İli ve İlçeleri Eğitim, Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Vakfı, 1993.

(7) Demir, Alpaslan. "1642 Tarihli Avârız Defterine Göre Koğans Kazası." Gaziantep University Journal of Social Sciences 11, sy. 2 (2012).

(8) TOZLU, Selahattin (1998), XIX. Yüzyılda Gümüşhane, Erzurum: Akademik Araştırmalar Yayınları.

(9) Hatemi, Nilüfer. Mareşal Fevzi Çakmak ve Günlükleri. Cilt 2. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 2002.

(10) 

(11)Kültür Portalı. "Gümüşhane: Kalıplaşmış Sözler". . https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/gumushane/kulturatlasi/kaliplasmis-sozler-1 (Erişim tarihi 20.09.2025)

(12) Saylan, Kemal. Gümüşhane-İdari, Sosyal ve Ekonomik Tarih (1850-1918). Gümüşhane: Gümüşhane Üniversitesi Yayınları, 2014.

(13) https://lugatim.com/s/HANGÂH–HÂNEGÂH–HÂNİGÂH (Erişim tarihi: 20.09.2025)

(14) etimolojiturkce.com/kelime/+gâh (Erişim tarihi: 20.09.2025)

(15) 387 Numaralı Muhasebe-i Vilâyet-i Karaman ve Rûm Defteri (937/1530). Ankara: T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı, 1997.

(16) 

(17) Karakul, Özlem. “Doğu Karadeniz’in Geleneksel Yapı Kültürüne Yapı Ustaları Üzerinden Bütüncül Bir Değerlendirme”. Art-Sanat, sy. 16 (Temmuz 2021): 381-407.

(18) M. Reşat Sümerkan, "Biçimlendiren etkenler açısından Doğu Karadeniz kırsal kesiminde geleneksel evlerin yapı özellikleri" (Yüksek Lisans tezi, Karadeniz Teknik Üniversitesi, 1990).

(19) Sözen, Metin ve Cengiz Eruzun. Anadolu'da ev ve insan. İstanbul: Creative Yayıncılık, 1992.

(20) Başbakanlık İstatistik Genel Direktörlüğü (1937). "1935 Genel Nüfus Sayımı: Köyler Nüfusu" (PDF). mku.edu.tr. 16 Ocak 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 31 Ağustos 2021.

(21) a b c d "Arslanca Köyü". YerelNet.org.tr. 20 Mart 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 13 Mart 2022.

(22) 20 [yirmi] ilkteşrin 1940 genel nüfus sayımı: vilâyetler, kazalar, nahiyeler ve yüzey ölçü. Türkiye: n.p., 1949.

(23) T.C. Maarif Vekaleti Dergisi, 6 Haziran 1955, sayı 854.

(24) Genel nüfus sayımı idarı̂ bölünüş : il, ilce, bucak ve köy (muhtarlık) nüfusları, 26.10.1975. Türkiye: Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü, 1977.

(25) 5 Haziran 1966 Cumhuriyet Senatosu üyeleri kısmı̂ seçim sonuçları: Cumhuriyet Senatosu üyeleri 1/3 nün yenilenmesi, İstanbul ve Maraş illerinde boş bulunan birer Cumhuriyet Senatosu üyeliği seçimi sonuçları ile Hatay İlinde boş bulunan 1 milletvekili ara seçimi sonucu. Türkiye: Devlet İstatistik Enstitüsü, 1967.

(26) Genel nüfus sayımı, 23 ekim 1960: Il, ilce, bucak ve köy itibariyle nüfus. Türkiye: T.C. Başbakanlık, Devlet İstatistik Enstitüsü, 1963.

(27) San, Sabri Özcan. Gümüşhane kültür araştırmaları ve yöre ağızları. Türkiye: Kültür Bakanlığı, 1990.

(28) Akyürek, Ferhat. Türk-İran dostluğu ve Anadoluda yatırım dengesi. Türkiye: Yeni Desen Tic. Limited Şti. Matbaası, 1966.

(29) Harp tarihi belgeleri dergisi. Türkiye: Genelkurmay Başkanlıǧı, Harp Tarihi Dairesı, 1975.

(30) 23-Ekim-1955 genel nüfus sayımı. Türkiye: İstatistik Genel Müdürlüğü, 1961.

(31) Resmi Gazete, 17 Mayıs 1955, sayı 9008.

[32] Genel nüfus sayımı: nüfusun sosyal ve ekonomik nitelikleri : 12.10.1980 : ili. Türkiye: Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü, 1982.

[33] Gümüşhane 1973 [bin dokuz yüz yetmiş üç] il yıllığı. Türkiye: Ayyıldız Matbaası, 1974.

[34] Genel nüfus sayımı: Gümüşhane. Türkiye: Başbakanlık, Devlet İstatistik Enstitüsü, 1987.

[35] BOA NFS.d.. 1089 Trabzon eyaleti, Gümüşhane sancağı, Alansa, Niv, Geçke, Harşid, Kürtün-i Bala ve Kürtün-i Zir nahiyeleri müslim nüfus defteri. (a.g.tt)        H-29-12-1251

[36] Wikipedia katılımcıları, "Salmankaş Tüneli," Vikipedi, Özgür Ansiklopedi, https://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Salmanka%C5%9F_T%C3%BCneli&oldid=30452664 (accessed Eylül 27, 2025).

[37] Wikipedia katılımcıları, "Kavlatan, Aydıntepe," Vikipedi, Özgür Ansiklopedi, https://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Kavlatan,_Ayd%C4%B1ntepe&oldid=35644615 (accessed Eylül 27, 2025).

[38] Wikipedia katılımcıları, "Günbuldu, Aydıntepe," Vikipedi, Özgür Ansiklopedi, https://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=G%C3%BCnbuldu,_Ayd%C4%B1ntepe&oldid=35644613 (accessed Eylül 27, 2025).

[39] MSN Hava Durumu. "Arslanca, Gümüşhane'de Hava Durumu Tahmini." Microsoft. Erişim 27 Eylül 2025. https://www.msn.com/tr-tr/havadurumu/havadurumutahmini/in-Arslanca,G%C3%BCm%C3%BC%C5%9Fhane?loc=eyJsIjoiQXJzbGFuY2EiLCJyIjoiR8O8bcO8xZ9oYW5lIiwiYyI6IlTDvHJraXllIiwiaSI6IlRSIiwidCI6MTAyLCJnIjoidHItdHIiLCJ4IjoiNDAuMDE5NSIsInkiOiI0MC41MzgxIn0%3D&weadegreetype=C 

[40] Of nüfus defteri (1834): [hazırlayanlar] Sezgin Demircioğlu ; Süleyman Bilgin. Türkiye: [T.C. Başbakanlık] Toplu Konut İdaresi, 2011.

[41] Mustafa Akdağ, Celâlî isyanları (1550-1603) (Cilt 144: Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi yayınları; Sayı 144. Dil ve Tarih-Coǧrafya Fakültesi yayınları, 144. cilt/Yayinlar (Ankara Universitesi. Dil ve Tarih-Goğrafya Fakultesi)), (Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi, 1963)

[42] Okur, Mehmet, Ülkü Köksal ve Volkan Aksoy, ed. Geçmişten Günümüze Karadeniz’de Ulaşım. Trabzon: Karadeniz Teknik Üniversitesi Yayınları, 2020.

[43] Osman Emir, Miraç Tosun, Yasin Topaloğlu, İsmail Köse. "Bayburt’tan Trabzon’a: Fatih Sultan Mehmed’in Trabzon Sefer Güzergâhı" Belleten 89, no. 315 (2025): 481-506. https://doi.org/10.37879/belleten.2025.481.

[44] A. Bryer-D. Winfield, Karadeniz’in Orta Çağ Dönemi Eserleri ve Topografyası I, çev. İsmail Köse, Türk Tarih Kurumu, Ankara 2020, s. 89

[45] Alaçam, Refik. "Türkiye'de Su ile Odun Hammaddesi Nakliyatı Doğu Karadeniz Akarsularına Genel Bir Bakış." İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi, Seri B 32, no. 2 (1982)

[46] Devlet Arşivleri Başkanlığı Cumhuriyet Arşivi 30-18-1-2

[47] AYDIN, Kenan. Sancaktan Eyalete Trabzon ve Çevresinin Nüfus ve İskan Tarihi (1484-1682), Doktora Tezi, Ankara. 2025.

[48] Bay, Abdullah. "Trabzon Eyaletinde Mütegallibe Hareketleri ve Âyanlık (1750-1850)." Doktora Tezi, Atatürk Üniversitesi, 2007.

[49] Bostan, Mehmet Hanefi. “XVII. Yüzyıl Avârız Ve Cizye Defterlerine Göre Of Kazasının Nüfusu Ve Etnik Yapısı.” XIV. Türk Tarih Kongresi: Ankara 9-13 Eylül 2002: Kongreye Sunulan Bildiriler, 2005.
[50] Bay, Abdullah. “XVIII. ve XIX. Yüzyıllarda Trabzon Eyaletinde Timar ve Zeametlerin Durumu”. Karadeniz Araştırmaları 18, sy. 18 (Ağustos 2008): 39-55.
[51] 
[52] Bostan, Mehmet Hanefi. “XV-XVI. Ve XVII. Yüzyıllarda Of Kazası.” Başlangıcından Günümüze Her Yönüyle Of, 2016.
[53] Umur, Hasan. Of Tarihi: Vesikalar ve Fermanlar. İstanbul: Güven Basımevi, 1951.
[54] T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü. Anadolu, Karaman, Rum, Diyarbakır, Arap ve Zülkadriye Eyaletleri (1530-1556): Osmanlı Yer Adları II. Yayına hazırlayanlar Ahmet Özkılınç, Ali Coşkun ve Abdullah Sivridağ. Yayın Nu: 125. Ankara: Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, 2013.
[55] Miroğlu, İsmet. XVI. [i.e. On altinci] yüzyilda Bayburt sancaǧi. Türkiye: Uçler Matbaasi, 1975.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum ekleyebilirsiniz.