13 Mayıs 2026

TAPU TAHRİR KAYITLARINDA KÖYÜMÜZÜN MEVCUDİYETİ HAKKINDA BİR İNCELEME

Yağmurdere bölgesine ait 1520, 1530 ve 1592 tarihli Tapu Tahrir kayıtlarında çevre köylerin isimleri açık biçimde yer almasına rağmen, bugünkü köyümüzün adına doğrudan rastlanmamaktadır. Ancak bu durum, bölgede herhangi bir yerleşimin bulunmadığı anlamına gelmemektedir. Osmanlı tahrir kayıtlarında yerleşimlerin bazen farklı isimlerle kaydedildiği, zaman içerisinde isim değişikliklerinin yaşandığı veya bazı küçük yerleşimlerin çevredeki başka adlarla birlikte yazıldığı bilinmektedir. Bu nedenle meseleye yalnızca “isim geçiyor mu, geçmiyor mu?” şeklinde değil, coğrafi sıra, yer adları ve bölgesel bağlam üzerinden yaklaşmak daha sağlıklı görünmektedir.

İncelenen tahrir defterlerinde köylerin yazım sırası dikkat çekicidir. Özellikle bugünkü köyümüzün çevresinde bulunan bazı yerleşimlerin kayıt altına alınmış olması, söz konusu coğrafyada o dönemde de bir iskân bulunduğunu göstermektedir. Örneğin Boğalı ve Güngören civarındaki yerleşimlerin isimlerinin geçmesi, bugünkü köyümüzün bulunduğu alanın da aynı kayıt zinciri içerisinde dolaylı biçimde yer alabileceği ihtimalini ortaya koymaktadır.

Bu noktada tabloda yer alan “Çekilikale / Çekülü-Kal’a” isimleri dikkat çekmektedir. Çünkü köyümüzde günümüzde de “Kale” adıyla bilinen bir mevki bulunmaktadır. Araklı-Karadere-Bayburt yolu doğrultusunda yer alan ve halk arasında “Kale” olarak anılan büyük kaya oluşumları, bu yer adının tarihsel kökenine işaret ediyor olabilir. Ayrıca ilgili tapu tahrir kayıtlarında ''Saygeçit'' adında bir köy adı da hemen yukarda adını zikrettiğimiz ''Çekilikale'' adlı yerden sonra kaydedilmiştir. Bu iki yerleşim yerinin kayıtlarda art arda kaydedilmesi bu yerlerin günümüzde köyümüz ve hemen Salmankas Tüneli'nin girişinde bulunan ''köy yeri'' veya ''hanege'' adlı eski bir köy kalıntısının olması ihtimalini akıllara getiriyor. Söz konusu alanın geçmişine dair kesin bilgiler mevcut olmamakla birlikte, hem “Kale” hem de “Köy Yeri” adlı yerin birlikte değerlendirilmesi, tahrir kayıtlarında geçen iki farklı yer adının aslında bugünkü köyümüz ve çevresindeki köy yeri adlı eski yerleşim alanıyla ilişkili olabileceği ihtimalini güçlendirmektedir.

BİR DİĞER TEORİ

1592 tarihli tapu tahrir kaydında Çekilikale adlı yerin diğer adı ''HANKİK'' ya da ''KANLİK'' olarak kaydedilmiştir. Yukarda zikrettiğimiz görüşten farklı olarak ÇEKÜLÜKALA NAM-I DİĞER HANKİK ya da KANLİK olarak kaydedilen ve tarihçiler tarafından iki farklı biçimde okunan kelimenin günümüze, değişime uğrayarak ''HANEGE'' olarak gelme ihtimalidir. Zira ''köy yeri'' olarak bilinen yerin olduğu bölgeye ''HANEGE'' de denmektedir.

Hanege adlı yerin konumu.



TAHRİR VERİLERİNİN İNCELENMESİ

Tablodaki veriler sosyal ve demografik yapı açısından da dikkat çekicidir. Özellikle 1592 tarihli tahrir kayıtlarında bölgede yaşayan nüfusun tamamen gayrimüslimlerden oluştuğu anlaşılmaktadır. Vergi kayıtlarında Müslüman nüfusa dair bir işaret bulunmamaktadır. Bu durum, bugünkü köyümüzün bulunduğu coğrafyada XVI. yüzyıl sonlarına kadar gayrimüslim nüfusun ağırlıklı olduğunu düşündürmektedir. Buna karşılık köyümüzün adına mevcut veriler ışığında ilk kez 1682 tarihli bir Avârız-hâne kaydında rastlanmaktadır ve bu kayıtta nüfusun tamamen Müslüman olduğu görülmektedir. Yani yaklaşık doksan yıllık süreç içerisinde bölgenin demografik yapısında önemli bir değişim yaşandığı anlaşılmaktadır.

Bu değişimin nasıl gerçekleştiği henüz tam olarak bilinmese de, bölgeye Müslüman nüfusun daha sonraki dönemlerde yerleştiği ihtimali kuvvetlidir. Nitekim Doğu Karadeniz’in birçok yüksek kesim yerleşiminde benzer süreçler görülmektedir. Özellikle XVI ve XVII. yüzyıllar arasında yaşanan nüfus hareketleri, iskân politikaları ve dinî dönüşümler bölgenin etnik ve sosyal yapısını önemli ölçüde değiştirmiştir.

Vergi kayıtları ekonomik yapı hakkında da bazı ipuçları sunmaktadır. 1592 tarihli kayıtlarda ispenç, buğday, arpa, çayır, arıcılık, değirmen ve evlilik vergileri gibi kalemlerin yer alması, bölgede tarım ve hayvancılığa dayalı bir kırsal ekonominin bulunduğunu göstermektedir. Özellikle arıcılık vergisinin kaydedilmiş olması, yayla ve yüksek dağ coğrafyasına uygun geleneksel üretim faaliyetlerinin o dönemde de mevcut olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca değirmen kaydı, bölgede yerleşik ve sürekli bir yaşamın bulunduğuna işaret eden önemli unsurlardan biridir.

1520, 1530 ve 1592 yıllarındaki tahrirlere ilişkin veriler ve birtakım bilgiler.



SONUÇ

Burada özellikle vurgulanması gereken husus şudur: Bu değerlendirme kesin bir hüküm değil, tarihî veriler üzerinden yapılan bir yorum ve akıl yürütmedir. Çalışmanın dayandığı temel veriler Osmanlı Tapu Tahrir defterleridir ve ilgili defter numaraları tabloda belirtilmiştir. Dolayısıyla ortada bilimsel kaynaklara dayanan somut veriler bulunmaktadır. Ancak bu verilerin bugünkü yerleşimlerle birebir eşleştirilmesi konusunda kesin sonuçlara ulaşmak şu an için mümkün değildir. İleride ortaya çıkabilecek yeni arşiv belgeleri, vakfiye kayıtları, avârız defterleri veya başka tarihî kaynaklar, konuya daha net açıklık getirebilir.
Sonuç olarak, mevcut Tapu Tahrir kayıtları bugünkü köyümüzün adını açık biçimde vermese de, yer adları, coğrafi sıra, eski mevki isimleri ve demografik veriler birlikte değerlendirildiğinde, bölgede XVI. yüzyıldan itibaren bir yerleşim bulunduğu anlaşılmaktadır. Bunun bugünkü köyümüzle ilişkisini kesin olarak ortaya koymak henüz mümkün olmasa da, eldeki veriler böyle bir ihtimali ciddi biçimde düşündürmektedir.



YARARLANILAN KAYNAKLAR:

1- Yazıcı, Mustafa (Metin). Gümüşhane Çorak Köyü Tarihi, Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Araştırması (16. yy - 19. yy - 20. yy). Gümüşhane: Zafer Matbaası, 2010.

2- T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü. Osmanlı Yer Adları II: Anadolu, Karaman, Rum, Diyarbakır, Arap ve Zülkadriye Eyaletleri (1530-1556). Hazırlayanlar: Ahmet Özkılınç, Ali Coşkun ve Abdullah Sivridağ. Ankara: Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Yayınları, 2013.

3- T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü. 387 Numaralı Muhâsebe-i Vilâyet-i Karaman ve Rûm Defteri (937/1530) II. Defter-i Hâkânî Dizisi: III, Yayın Nu: 36. Ankara: Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı Yayınları, 1997.

4- Ünsal, Alper. "46 Numaralı Tapu Tahrir Defterine Göre Bayburt ve Çevresinde Ekonomik ve Sosyal Hayat." Yüksek lisans tezi, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, 2020.

5- Demir, Alpaslan. "1642 Tarihli Avârız Defterine Göre Koğans Kazası." Gaziantep University Journal of Social Sciences 11, sy. 2 (2012)







ANAHTAR KELİMELER:
Osmanlı Tapu Tahrir Defteri, 1520 Tahrir Kaydı, 1530 Tahrir Defteri, 1592 Tahrir Defteri, Osmanlı Arşiv Belgeleri, Trabzon Tarihi, Araklı Tarihi, Yağmurdere Bölgesi Tarihi, Karadere Vadisi Tarihi, Doğu Karadeniz Tarihi, Osmanlı Döneminde Trabzon, Osmanlı Yerleşim Tarihi, Osmanlı Köy Kayıtları, Osmanlı Vergi Sistemi, Osmanlı Nüfus Yapısı, Gayrimüslim Yerleşimleri, 16. Yüzyıl Trabzon, Karadeniz Köy Tarihi, Araklı Köyleri, Salmankas Tarihi, Salmankaş Köyü, Çekilikale, Çekülü Kala, Çekülü-Kal’a, Kale Mevkii, Köy Yeri Mevkii, Eski Köy Yerleşimleri, Osmanlı Dönemi Yaylaları, Karadeniz Yayla Kültürü, Araklı Karadere, Bayburt Yolu Tarihi, Osmanlı Tapu Kayıtları Analizi, Tahrir Defteri İncelemesi, Osmanlı Demografik Yapısı, Osmanlı Döneminde Gayrimüslimler, Trabzon Sancağı Tarihi, Osmanlı İspenç Vergisi, Osmanlı Arıcılık Vergisi, Osmanlı Değirmen Vergisi, Osmanlı Tarım Vergileri, Yayla Ekonomisi, Osmanlı Kırsal Yerleşimleri, Osmanlı Arazi Kayıtları, Avârız Hâne Defteri, 1682 Avârız Kaydı, Trabzon Arşiv Araştırmaları, Karadeniz Yer Adları, Tarihi Yerleşim Analizi, Osmanlı Coğrafi Kayıtları, Araklı’nın Eski Köy İsimleri, Trabzon Tahrir Defteri Analizi, Osmanlı Döneminde Yağmurdere, 1592 yılında Trabzon köyleri, Karadeniz’de Müslümanlaşma süreci, Doğu Karadeniz demografik yapısı, Osmanlı kırsal yaşamı, Trabzon yayla yerleşimleri, Karadeniz tarihi araştırmaları, Osmanlı döneminde köy ekonomisi, Osmanlı tahrir kayıtlarında geçen köyler, Araklı eski yerleşimleri, Salmankas yaylası tarihi, Karadeniz kültür tarihi, Trabzon köy tarihi araştırmaları, Osmanlı döneminde Araklı bölgesi, Osmanlı arşivlerinde Karadeniz köyleri, Trabzon kırsal tarih çalışmaları, Osmanlı vergi kayıtları, Osmanlı köy nüfus kayıtları, Karadeniz yayla tarihçiligi, Osmanlı tapu tahrir analizleri, Karadeniz tarihi belgeleri, Trabzon yerleşim tarihi, Osmanlı köy sosyolojisi, Osmanlı döneminde yaylacılık, Osmanlı arşivlerinde Trabzon, Osmanlı kırsal üretim sistemi, Karadeniz tarihi ve kültürü, Araklı tarihi belgeleri, eski Trabzon köyleri, Osmanlı dönemi yer adları araştırması

21 Nisan 2026

1966'DA BASILAN BİR KİTAPTA SALMANKAS VE ARAKLI - KARADERE YOLU


1966 yılında Araklılı yüksek mühendis Ferhat Akyürek tarafından hazırlanan Türk-İran Dostluğu ve Anadolu’da Yatırım Dengesi adlı kitap, Araklı ile Bayburt arasındaki yolun yapılmasının gerekliliklerini ortaya koymuştur. Bu eser ayrıca o döneme ilişkin önemli arşivlik ayrıntılar da barındırmaktadır.

İlgili esere göre: Salmankas ve çevre köyler, idari olarak Gümüşhane’ye bağlı olmalarına rağmen coğrafi engeller nedeniyle bu merkezle hiçbir fiili irtibat kuramamakta; tüm sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarını, yayla geçişlerini ve lojistik hareketliliğini Trabzon ile Bayburt üzerinden gerçekleştirmektedir. Ancak o dönemde yol olmaması nedeniyle halkın çok çileler çektiği belirtilmiştir.

İlgili eserde köyümüze ilişkin olan fotoğraflar aşağıdadır.


1962 yılında Salmankas'ta bir hastanın hastaneye götürülmesi.
4 tanesi yedek olmak üzere, 8 kişi tarafından götürülmekte idi.



Yaklaşık 1965 yılında çekilmiş bir fotoğraf. Şatıroğlu Mahallesinin düzünden çekilmiş.
Arkada tarlalar ve bugünkü orman yeri.


Bayburt - Hart Ovasından Kemer ve Salmankas dağlarının görünüşü.



KAYNAK: Akyürek, Ferhat. Türk-İran dostluğu ve Anadoluda yatırım dengesi. Türkiye: Yeni Desen Tic. Limited Şti. Matbaası, 1966




Anahtar kelimeler:

Salmankas, Arslanca köyü, Salmankas köyü tarihi, Salmankas 1966, Salmankas eski fotoğraflar, Salmankas arşiv fotoğrafları, Araklı Karadere yolu, Araklı Bayburt yolu tarihi, Karadere vadisi tarihi, Araklı Karadere tarihçesi, Araklı Salmankas yolu, Salmankas geçidi, Salmankas dağları, Bayburt Hart Ovası, Hart Ovası Salmankas, Ferhat Akyürek, Ferhat Akyürek 1966, Türk-İran Dostluğu ve Anadolu’da Yatırım Dengesi, 1966 Araklı, 1966 Karadere yolu, 1960’larda Salmankas, 1962 Salmankas hasta taşınması, Salmankas ulaşım tarihi, Salmankas yol hikâyesi, Araklı Bayburt ulaşım tarihi, Doğu Karadeniz yol tarihi, Karadeniz yayla yolları, Salmankas eski ulaşım, Gümüşhane’ye bağlı Trabzon kültür havzası, Araklı Bayburt güzergâhı, Karadere vadisi ulaşım, Salmankas coğrafyası, Salmankas tarihsel belgeler, Araklı yerel tarih, Doğu Karadeniz arşiv belgeleri, Salmankas köy arşivi, Salmankas geçmişi, Salmankas ve Bayburt ilişkisi, Salmankas ve Trabzon ilişkisi, Karadere vadisinde yaşam, 1960’lar Doğu Karadeniz köy hayatı, Araklı tarih araştırması, Salmankas sözlü tarih, Salmankas yol mücadelesi

31 Mart 2026

SALMANKAS'TA ZAMANIN TANIKLARI - 1

ARSLANCA (SALMANKAS) KÖYÜNDEN 1945 DOĞUMLU BİR BÜYÜĞÜMÜZ İLE SÖYLEŞİ.

Bilgi: Bu söyleşi, kendisinin rızası  yapılmıştır.

SORU: Siz çocukken Salmankas nasıl bir yerdi ondan bahseder misiniz? 

CEVAP: Tabii o zaman herkes köydeydi. Yaşlılar o zaman medreseye gidiyordu, yaşayıp gidiyordu. İnsanlar koyunuyla, ineğiyle, atıyla, eşeğiyle uğraşıyordu. Gurbete daha çok gençler çıkmaya başladı. Çok sıkıntılar çektik, açlıklar çektik. Benim,  buradan Araklı’ya aç olarak gidip gelmiş olduğum gün vardır. Eşeğin samanı vardı, gelirken samanı sattım handa ve ekmek alıp köye geldim.

SORU: Gurbete gidilir miydi?

CEVAP: Gurbete çıkanlar, oldukça bu yakınlara giderdiler işte bu Of'a, Rize'ye filan. İnşaata giderdiler. İstanbul'a giden çok seyrek olurdu. İnşaatlarda çalışırlardı. Çay toplardı kimisi. Ben de Of’ta fırında bile çalıştım bir sene. Öğrendim orada fırına ekmek salmayı filan. Bir sene çalıştım orada. İhtiyaçtan tabi. E tabii gençsin bir de mecbur yani. Yaz gelir, yine paraya ihtiyacın olur çayırın olur, otun olur, unun olur, denin olur... Alacaksın onları.

SORU: Sizin küçüklüğünüzde köyümüzde okul var mıydı?

CEVAP: Var idi. Hiç Araklı'da okul yok iken bizim köyde okul vardı. Belki Araklı'da bile yok idi o zamanlar. 1950’de açıldı okul. Ben o zaman 7 yaşındaydım. Medresede 2 ay okudum sonra okula indim. Ne hevesliydim. Diplomamı ordan aldım. Ama ben hiç çocukluk yaşayamadım... Top oynardık. İnerdik Kalenin üstüne, yerimiz bile yoktu. Ben hau dereye belki yüz kere inmiş çıkmışım top için. Gençlik zamanı. Bir de ben pratiktim ya devamlı beni yollardılar. İnerdik topu alırdık ki su girmiş ona olmuş leş gibi. Canımız sıkılırdı. Islandı mı telleri yıpranırdı, patlardı. Bir arkadaşımız vardı, o Trabzon’da okurdu biraz daha bilgiliydi. Dedi ben bunu şişiririm. Ne ile? Gaz ocakları var idi eskiden. Ona bir şey uydururdu şişirirdi. Olurdu bomba gibi. Bayılırdık, sevinirdik topumuz yenilendi diye.

SORU: Siz küçükken köydeki yaşantı nasıldı?

CEVAP: Yazın herkes işindeydi, koyunu sığırı olan yaylaya çıkardı. Gider gelirdiler. Kadınlar büyük çile çekerdi. Bilama (biraz) süt için iki saat yürür gider ve dönerdiler. Dönerken de bir yük diken yüklenirdiler sırtlarına. İhtiyaç var, yerimiz kıt... Saygı sevgi vardı ama. Rahmetli Gedikoğlu bağırırdı şakayla ‘’Ulaaa, aç karnınızı doyurdunuz mu? Gelin yemek vereyim, para vereyim size.’’ Çok şen adamdı, iyi adamdı.

SORU: Şartlar ağır mıydı çok?

CEVAP: Çok ağırdı. Tütüncüler gelirdi kışın. Camiye inerdik, herkes bir paket alırdı. Tütüncüleri ertesi sabah yola koyardılar. Her yer kar…

SORU: Tütüncüler nereden gelirdi?

CEVAP: Akçaabat’tan. Onlar tütün ekerdiler. Hep Akçaabat’tan gelirdiler. Akçaabat’ın yüksek köylerinden. Gelirdiler satardılar, ederdiler, bir iki akşam kalırdılar. Sonra onları yola koyardılar dağın üstüne kadar. Oradan gerisi daha az karlıydı.

SORU: Alışverişi nereden yapardınız?

CEVAP: Güzün Bayburt’a ağaç satardık. Alırdık un, doldururduk ambarlara. Patatesi filan Bayburt’tan alırdık. Bayburt daha yakın bize çünkü. Ondan sonra gazımızı, soğanımızı, kesme şekeri çuvalla alırdık. Çünkü kışın hayat olmazdı, gidemezdin bir yere. Kışın gurbete Rize’ye giden giderdi, gidemeyen hazır yerdi. Yazın doldururdu kışın yerdi. Bazen gençler buradan aşağı (Araklı’ya) giderdiler. Burdan Gezge köprüsüne koşa koşa giderdik ki biraz beyaz ekmek versinler bize helva versinler de yiyelim.

SORU: Yaylaya gider miydiniz?

CEVAP: Tabii, herkesin yaylada evi vardı. Benim fazla malım ve evim yoktu ben gitmezdim.

SORU: Yaylada başka yerden insanlar var mıydı?

CEVAP: Tabii, çok vardı. Arsin’den, Yomra’dan. Bir senesi, bizim bir topal çobanı dövdü yaylacıların biri. Bizim köylü duydu bunu. Gitti onun sütünü ırmaklara döktü, dedi ki sen kimsin bizim çobanı dövüyorsun, hatası varsa bize söyle. O adam işte ertesi gün atıyla gitti yayladan. Bizim insanımız dışarıya karşı kenetlenirdi birbirine. Bir zaman bir ağa Gedikoğlu mahallesinden yer aldı, ağalık yapmaya çalıştı. Bizim köylü dedi ki biz bunun derdini çekemeyiz böyle. Dediler ona ki ‘’Arkadaş sen aldığın yeri geri sat ve burdan def ol.’’ Köyün koyununu getirdiler onun önüne, adam istediği kadar koyunu aldı, yerleri bıraktı def oldu gitti. Bu köyde hiç ağa barınamamıştır. Bu köyün insanı öyle kenetliydi birbirine. Bu köy, birbirine tutkundu.

SORU: Bu köyün tarihinden bahseder misiniz?

CEVAP: Bu köye biz Zugi’den gelmişiz, sülale olarak. Şatıroğulları Arabistan’dan gelmişler. Arabistan’dan Of’a gelmişler. Of’ta da bakmışlar çok sıcak, demişler daha serin bir yer arayalım. Tesadüfen gelmiş öyle yerleşmişler. Bizim sülale Zugi’den gelmiş ama Zugi’ye nereden gelmişler onu bilemiyorum. Onu rahmetli yengem vardı o bilirdi. O, anlatırdı tarihten çok şeyler. Evet dilden bize çok şeyler anlatırdı ama çocuk aklımızla ne kadar kalacak aklımızda. Büyüklerimiz de demedi ki yazalım filan. Hiç de kalmadı aklımda onun anlattıklarından.

SORU: Peki o yengenizden duyduğunuz böyle eski hikayeler var mıdır?

CEVAP: Ruslar basmıştı burayı. Hemen şu bizim evin karşısındaki ev var ya o evi, o ev en yüksek ev olduğu için, iki üç kat olduğu için geldiler, o evi işgal ettiler. Ama insanlara hiç zarar vermediler. Sabahleyin koyunu yatağından çıkarırdılar, giderdiler şu Ayvazlı’nın dağa. Orada üç-beş tane yerdiler ederdiler, sonra akşam tekrar geri getirirdiler. Hiç kimseyi öldürmediler. Ama kızlar yüzlerine maniya (soba karası) sürerdiler ki çirkin görünsünler. Sonra Ruslar aldı malzemelerini Dere aşağı Araklı'ya doğru gittiler.

SORU: Köyde Rumca konuşulur muydu?

CEVAP: Yok. Türkçeden başka dil konuşulmazdı.

SORU: Peki Salmankas’ta eskiden bir düğün nasıl olurdu?

CEVAP: Bizim düğüncü bir Mahmut vardı ağzıyla kuvvetli çalardı. Kayde ederdi türkü söylerdi. Yani evvelden kemençe filan yok. Kemençe, rahmetli Ziya’nın zamanında vardı. O da bayağı zaman sonra oldu. Bir de bir abla vardı, o da çok güzel milleti oynatırdı.

SORU: Ne oynanıyordu?

CEVAP: Horon oynanırdı. Ben de bir keresinde oynamaya çalıştım, sonunda yok beceremedim çıktım horondan. Atma türküler söylenirdi, öyle düğünler olurdu.

SORU: Yemek kültürü nasıldı?

CEVAP: Bulgur pilavı, gendime çorbası, arpa çorbası bunlar meşhurdu yani. Bir de patates kızartılırdı fırında, tandırda. Bu köy hepten misafirperverdi medresede toplanırdılar akşam.

SORU: Medreseden bahseder misiniz?

CEVAP: Medresede çocuklar gündüz okurdu. Kur’an okurdular orda. Akşamdan büyükler toplanır, kamçı oynardılar orada. Saat 12’ye kadar. Böyle bir bezi sarardık, yüzüğü saklardık, bulamayan dayağı yerdi. Tabii biz çocuktuk ama bizden 20 30 yaş büyük olanlarla arkadaşlık ederdik. Muhabbet var idi, burada insanlar birbirini çok severdi. Saygı var idi, hürmet var idi. Yaşlılar gurbete çıkmazdı. Hele Gedikoğlu hiç çıkmazdı gurbete.

SORU: Gedikoğluların bazı kısımları göçmüş galiba köyden öyle midir?

CEVAP: Evet, evet, torunları var Trabzon’da.

SORU: Bir de Ayvazoğulları varmış, sonra köyden tümden göçmüşler. Bilgi verir misiniz?

CEVAP: Onlar çok çok eski. Ben onlardan bilemem. Hatta şu karşı ebeklerin orda da köy varmış. Demek ki adamlar göçü yüklemiş gitmişler. Orda büyük mahalle varmış.

SORU: Bu köy civarında kilise var mıydı?

CEVAP: Burda yok. Değirmenin başında bir kilisenin yer diye bir yer var ama ufak bir yer. O sırtın başında. Tek mezar diye bilirdik biz, orda bir mezar vardı. Kıbleye dönük değildi.

SORU: Karşıdaki Örenler köyü ile ilişkiniz nasıldı?

CEVAP: Örenler bizim mahallemizdi. Muhtarlık buradaydı yani.

SORU: Karşılıklı gidip gelmeler olur muydu?

CEVAP: Tabii ki olurdu. Gider gelirdik birbirimize.

SORU: Peki, İsbatan ve Gezge ile bağlantınız olur muydu?

CEVAP: Bir ihtiyacımız olduğu zaman olurdu yani. Fazla bağlantımız olmazdı o köylerle.

SORU: Bayburt köyleriyle ilişkiler nasıldı?

CEVAP: Bir şeyler satardık, ihtiyaçlarımızı alırdık ederdik.

SORU: Araklı’nın diğer köyleriyle temasınız olur muydu?

CEVAP: Kimilerinin olurdu. Mesela Pirgi ve Samayer köyleri ve o civarlar ile.

 




ANAHTAR KELİMELER: Salmankas, Arslanca, Salmankas köyü, Arslanca köyü, Trabzon, Araklı, Doğu Karadeniz, köy tarihi, sözlü tarih, yerel tarih, kırsal yaşam, köy yaşamı, köy hafızası, toplumsal hafıza, kültürel hafıza, 1945 doğumlu tanık, zamanın tanıkları, sözlü tarih söyleşisi, yaşlı tanıklığı, kuşak hafızası, köy tanıklıkları, gündelik hayat tarihi, kırsal toplumsal yapı, Salmankas geçmişi, Arslanca geçmişi, 1940’lar, 1950’ler, Cumhuriyet dönemi taşra hayatı, Doğu Karadeniz kırsalı, medrese, köy medresesi, köy eğitimi, ilkokul, 1950’de açılan okul, eğitim tarihi, Osmanlı sonrası kırsal eğitim, geçim ekonomisi, hayvancılık, koyunculuk, sığır yetiştiriciliği, at, eşek, çayır, ot, un, köy ekonomisi, yoksulluk, kıtlık, açlık, gündelik geçim mücadelesi, gurbet, gurbete çıkmak, mevsimlik işçilik, inşaat işçiligi, fırıncılık, Of, Rize, İstanbul, çay toplama, iç göç, ekonomik göç, Karadeniz göç tarihi, Araklı’ya ulaşım, handa saman satmak, ekmek temini, kırsal emek kültürü, dayanışma, geçim stratejileri, köy insanı, yerel yaşam anlatıları, Salmankas sözlü tarih çalışması.

30 Mart 2026

1960 YILINDA SALMANKAS İLKOKULUNDA GÖREVLİ ÖĞRETMENİN VEFATI

 1960 yılında Salmankas ilkokulunda görevli olan öğretmen Özer Özsoy, köye gelmek üzere yola çıkmış ancak ne yazık ki kar fırtınasında donarak vefat etmiştir. Bunun üzerine öğretmen vazife şehidi sayılmıştır. Vefat eden öğretmenin vazife şehidi oluşuna ilişkin arşiv kaydıdır.


TC. MEB Tebliğler Dergisi Cilt: 23, Sayı: 1132, 19 Aralık 1960.

01 Mart 2026

Salmankas'ın Değirmeni: Taşlar Durdu, Su Akmaya Devam Etti

Araklı-Bayburt Yolu, 1920 Metre — Arslanca (Salmankas) Köyü


Değirmenler sessiz tanıklardır.

Köyün sesini, köyün ritmini, köyün açlığını ve doyumunu bilirler. Her sabah getirilen çuvalları, her akşam alınan unu, taşların arasında öğütülen onlarca yılı. Salmankas'ın değirmeni de böyle bir tanıktı — 1920 metre yükseklikte, Araklı-Bayburt yolu kenarında, dağdan inen suyun gücüyle dönen, sessiz ve çalışkan.

Sonra durdu.


Taşlar Sustuğunda

Değirmenin tam olarak ne zaman yapıldığı bilinmiyor. Ama şunu biliyoruz: köy ekonomisi uzun yıllar bu taşların üzerine kuruluydu. Salmankas'ta arpa ve çavdar ekilirdi — az miktarda, zorlu bir coğrafyada, kısa bir yaz mevsimine sığdırılmış bir tarım. O ekin öğütülecekti, ekmek yapılacaktı, kış atlatılacaktı. Değirmen bu zincirin kritik halkasıydı.

Köy nüfusu azaldı. Göç başladı. 1990'lardan itibaren kışları köyde kalan neredeyse kalmadı. Değirmen de bu süreçte işlevini yitirdi — önce terk edildi, sonra yavaş yavaş yıkıldı. Fotoğraflara bakınca görüyorsunuz: taş duvarlar çökmüş, harç dökülmüş, otlar taşların arasından çıkmış. Arka planda Kubuz Tepesi'nin silueti duruyor — değişmeyen tek şey o.

Bir köyün hafızası böyle erir. Sessizce, fark edilmeden, taş taş.


2023: Sembolik Bir Direniş

2023 yılında köylüler değirmeni yeniden inşa etti.

Kullanmak için değil. Öğütmek için değil. Sadece — orada dursun diye. Hatırlatsın diye.

Kırmızı çatısıyla bugün yeni bina dikkat çekiyor; önünden dere akıyor, arka planda eski taş duvar kalıntıları hâlâ görünüyor. İkisi yan yana: yıkılan ve yeniden yapılan. Bu iki görüntü aslında Salmankas'ın son yüzyılının özeti gibi.

Köy boşaldı ama sahipsiz kalmadı. Giden köylüler gitmediler aslında — İstanbul'dan, Ankara'dan, her yaz geri dönüyorlar. Ve dönünce bir şeyler bırakmak istiyorlar arkalarında. Değirmen bu bırakma isteğinin somut hali.


Bir Not: Su Hâlâ Akıyor

Değirmenin önünden geçen dere bugün de akıyor.

Taşlar durdu, çark döndü, un bitti — ama su akmaya devam etti. Bu sıradan bir gözlem gibi görünebilir. Ama 1920 metrede, Araklı ile Bayburt'un tam ortasında, köyün bütün tarihine tanıklık etmiş bir suyun hâlâ akması küçük bir mucize gibi geliyor insana.

Belki de değirmenler hiç durmaz. Sadece biz ayrılırız yanlarından.









 




ANAHTAR KELİMELER:

Salmankas değirmeni, Arslanca köyü değirmeni, Salmankas köyü tarihi, Arslanca köyü tarihi, Gümüşhane köy değirmeni, Osmanlı dönemi değirmen, Araklı Bayburt yolu tarihi, 1920 metre yükseklik köy, Gümüşhane merkez köyleri, Salmankas Gümüşhane, Salmankas köyü eski değirmen fotoğrafları, Arslanca köyü 2023 değirmen restorasyonu, Gümüşhane yüksek rakım köy değirmeni, Araklı Bayburt yolu üzerindeki köyler, Salmankas köyü nerede, Arslanca köyü Gümüşhane nerede, Karadeniz dağ köyü değirmeni, Su değirmeni Doğu Karadeniz, Trabzon Gümüşhane sınır köyleri, Gümüşhane terk edilmiş köyler, Doğu Karadeniz köy tarihi, Osmanlı köy değirmeni nasıl çalışırdı, Yüksek rakım köy yaşamı Karadeniz, Karadeniz köy ekonomisi tarihi, Gümüşhane köy restorasyonu, Salmankas yaylası nerede, Arslanca yaylası Gümüşhane, Karadeniz geleneksel değirmen, Su değirmeni nasıl çalışır, Anadolu köy değirmenleri tarihi, Gümüşhane gezilecek yerler, Araklı gezilecek yerler, Bayburt gezilecek yerler, Trabzon Gümüşhane yolu üzerindeki köyler, Salmankaş tüneli yakınındaki köyler, Gümüşhane kültürel miras, Doğu Karadeniz kültürel miras, Karadeniz köy fotoğrafları, Gümüşhane doğa fotoğrafları, Kubuz tepesi Salmankas, Osmanlı tapu tahrir kayıtları köyler, 1682 Avarız defteri Salmankas, Trabzon Sürmene kazası tarihi köyler, Yağmurdere nahiyesi köyleri, Osmanlı döneminde Gümüşhane, Araklı Karadere vadisi tarihi, Doğu Karadeniz nüfus tarihi, 17. yüzyıl Karadeniz köy yerleşimi, Osmanlı arşivleri köy tarihi, Gümüşhane tarihi yerleşimler, Karadeniz köy yaşamı, Gümüşhane köy kültürü, Doğu Karadeniz geleneksel mimari, Karadeniz yaylacılık kültürü, Gümüşhane yayla köyleri, Karadeniz göç tarihi, Köyden şehre göç Karadeniz, Karadeniz nostaljik köy fotoğrafları, Anadolu köy restorasyonu, Karadeniz köy derneği, Gümüşhane doğa turizmi, Araklı Bayburt yolu manzara, Salmankas yaylası trekking, Gümüşhane yaylaları, Doğu Karadeniz yayla turizmi, Gümüşhane fotoğraf noktaları, Salmankas geçidi, Salmankaş tüneli, Karadeniz dağ köyleri gezi, Gümüşhane hafta sonu gezisi, Trabzon Gümüşhane gezi rotası, Araklı gezi rotası, Karadeniz dağ manzarası, Gümüşhane çekimleri, Salmankas fotoğraf, Salmankas, Arslanca, GümüşhaneKöyleri, KaradenizKöyü, DoğuKaradeniz, KöyHayatı, AnadoluKöyleri, KaradenizManzara, GümüşhaneGezi, KaradenizTarihi, OsmanlıMirası, KöyDeğirmeni, SuDeğirmeni, KaradenizFotoğraf, YaylaKöyü, Salmankas köyü nerede, Arslanca köyü nasıl gidilir, Gümüşhane hangi köyler tarihi, Osmanlı döneminde değirmenler nasıl çalışırdı, Karadeniz köylerinde değirmen var mı, Araklı Bayburt yolu üzerinde ne var, Salmankaş tüneli nerede, Gümüşhane merkeze bağlı köyler hangileri, Doğu Karadeniz köyleri terk edildi mi, Karadeniz yaylalarında ne yetişir